Beyza Nuriye Eren

Beyza Nuriye Eren
@Beyzanuriye
-Siz Türkler, dedi. Ne kadar hastaneden korkan bir milletsiniz. Hastanız ölüm haline geldikten sonra aklınız başınıza geliyor ve ancak o zaman hastanızı hastaneye yatırmak mecburiyeti hissediyorsunuz.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dünyada hiçbir şey, bende bu feci terk edilmişliğin acısını yaratamazdı. Eskimiş bir iskarpinin bile bu kadar feci bir terk edilmişlik içinde çöplüğe atılması mümkün değildi.
Yarabbi, ne garip talihim var! Ötede bir genç ölür, sebep ben gösterilirim. Beride bir kadın kocasından boşanır, suçu bana yüklenir.
“Birisini görüyorsun, görüyorsun, gördüğünü de çok iyi biliyorsun; hem artık gördüğüne benim de inandığımdan iyice kuşkulanmaya başladın bile; o halde hepsini dürüstçe bana itiraf etsen olmaz mı? O zaman hiç değilse her şeye birlikte katlanır, belki de alnımızın bu garip yazısının bizi nereye getirdiğini, bütün bunların ne anlama geldiğini birlikte öğreniriz.”
Ben bir perdeydim, onların önünde duracaktım; ben ne denli çok görürsem onlar o denli az göreceklerdi.