İnsanın tutkularının esiri olması, aşkı için her şeyi yıkmayı göze alması zayıflık mı, yoksa gücün ta kendisi mi bilemiyorum.
Çoğumuz bunları göze alamadığımız için, yaşamak istediklerimizi değil, hayatın bize sunduklarını yaşamakla yetiniyoruz.
Kader motifi işte tam da böyle bir şeydir. Çocukken o motif size ne yaşattıysa, ne hissettirdiyse, çevreniz değişir, insanlar değişir ama motif değişmez. Ne yapar eder, sizi aynı motifin saldığı kokulara doğru mıknatıs gibi çeker. Yalnız mıydınız, çok mu aşağılandınız, kimse size değer mi
vermedi, terk mi edildiniz, umutsuzluğa, karanlıklara mı itildiniz...
İşte her ne yaşadıysanız, o zaman her kimdiyseniz, sizi yine o yapar.
“Aşk, doktor hanım, aşk her şeyin ilacıdır. Siz aşıksanız eğer, Allah bile daha bağışlayıcı olur gibi gelir size. Eskisi gibi kızmaz, yüzünü eğmez, işte o zaman ölümden bile korkmazsınız. Öbür dünyaya da gülerek gidersiniz. Şu ölümlü dünyada bundan daha güzel ne olabilir ki?"