Her zaman kendimizin bütün haklara malik olduğumuza kanaat ederiz. Zira kendi kendimize, ahlakımıza, maneviyatımıza itimat etmeye tıpkı maddi bir iskeletimiz bulunmasına muhtaç olduğumuz kadar ihtiyacımız vardır..
Çoğumuzu öldüren, yabancıların gözlerine görünemeyecek kadar küçük birtakım sebeplerdir. Bizi hayatımız boyunca sürükleyen o kör, sağır ve dilsiz kuvvetlerimiz çok kere kendilerine muhalif unsurların hücumuna mâruz kalır ve başkalarının nefesleriyle zehirlenerek kendimize düşman bir havaya kurban gideriz..
“ Her an bir eşref saatidir. Hayat bir hesap cetveli değil mütemadi bir doğuş, oluş ve küçük küçük ölüşlerdir. Hayat, yapabildiğimiz şeylerdir. Nasıl ki her saniye doğanlar ve ölenler vardır. Ne hayatı, ne de ölümü münasip gördüğünüz bir miada ayar edemezsiniz. Madem ki ölüm bizi her anımızda yakalayabilir, ölümden kaçırdığımız her an mühim bir hayat saniyesi demektir ve biz bu anımızda yapabileceğimizin fırsatını, yani her saniyemizi yaşamak fırsatını kaçırmamalıyız. “