Arada bir insanın kendini bir başkasının yerine koyması gerek. Ve belli bir sürenin geçmesi. Olayları değerlendirebilmek için. Nesnel olabilmek için. Tabii eğer nesnellik varsa.
Çünkü anlamak bir ortak dil gerektirir.
Ortak dil ise,
ortak yaşam/ortak bilgi/ortak birikim/ortak düş
kimi yerde, ortak düşüş demektir.
Ortak değilse bile, yakın/benzer gibi.
Ölüm kapını çaldığı gün ona ne ikram edeceksin?
Misafirimin önüne hayatımın dolu kabını koyacağım - onu hiçbir zaman elleri boş çeviremem.
Sonbahar günlerinin ve yaz akşamlarının bütün tatlı nahsulünü, işle dolu hayatımın bütün kazançlarını ve tasarruflarını, günlerim sona ererken ölüm kapımı çaldığı zaman, onun önüne koyacağım.