Aile ve ülke kederden, yoksulluktan, umutsuzluktan örülmüş bir örgü gibiydiler artık. Ama güneş, zaman zaman, kara bulutları delerek, ışığını ulaştırabiliyor yeryüzüne. 
Ölüm acısını, hayatın en büyük imtihanı zannetmişti. Oysa yoktan var etmek, giderek daralan bütçeyle kalabalık bir aile geçindirmek, aile fertlerini alışık oldukları standartların altında yaşatmamaya gayret etmek vs çektiği sıkıntıları hem onlara hem de eşe dosta belli etmemek, ölümü sırtlamaktan çok daha zordu.