Elbette bir romanda insanların yüreği yaralanır, ölürler, bu da ‘son’ olur; bir öyküde bu çok doğaldır ama gerçek yaşamda, yaşamı parlatan şeyler gittiğinde ölmeyiz. Bizim için öylesine yoğun ve önemli olan bir yeme içme, giyinme, yürüme, konuk olma, alıp satma, konuşma, okuma çarkı vardır ki, bunun topuna ‘yaşamak’ der çıkarız işin içinden.
Bunu yanıtlarsam biliyorum ki her biri bir öncekinden zor, yarım düzine soruyla daha karşıma çıkacaksınız, durumumu sınırlamak niyetinde değilim. Ben, başkalarının cam evlerine taş atarak yaşayan ama başkalarının atmaması için asla camdan ev yapmayan biriyim.