Beyit ezberleyin, şiir ezberleyin ve o şiiri zaman zaman yüksek sesle okuyun. Buna inşâd etmek diyor eskiler. Bir şiir okuyun,
- terapi kelimesi geldi aklıma ama kullanmadım- ruhunuza çok
iyi gelecektir çünkü o şiir belli bir ruh haliyle, bizim için, biz o şürden istifade edelim diye yazılmıştır. Yani boş lakırdı değildir. O şiir bir ilham ile kaleme alınmıştır. İtikada göre ilham, iláhidir. Cenâbı Allah kendi cemal bahçelerinden bir bahçeyi açar ve şaire der ki: "Kullarım senin dilinden bunu öğrensinler."
Çok önemli aslında çocuklar hayatın içinde mesuliyet alarak
büyüyorlar. Mesela çocuklar çırak verilirdi, kalfa verilirdi. Yaz tatillerinde çoğu çocuk, benim çocukluğuma kadar bu gelenek devam ederdi. Benden sonra da herhalde devam etmiştir. Yazın, bakkalın yanında, ben mesela eczanede çalışmıştım eczacı çırağı olarak. Bir meslek erbabının yanında hayatı öğrenir, harçlığını çıkarır, insanlara hizmet etmeyi öğrenir, nefsini törpüler. Şimdinin çocuklarıyla o zamanın mahsulü çocuklar arasında fark var.
Günümüz çocukları maalesef dört duvar arasında, ekran kar-şısında, sûni heyecanlarla büyüyor. Bu sûni heyecanların hepsi ona bir şey satmanın derdinde. Video oyunlarında tamamen sanal bir silah için 5 dolar, 10 dolar, 50 dolar para veriyor, bir yandan da korkunç bir tüketiciliğe sizi alıştırıyor. Obeziteye yol açıyor, dikkat problemlerine yol açıyor ama en önemlisi hayatla olan bağınızı koparıyor. Yapay bir dünyada, sanal bir alemde ya-şıyorsunuz. Öbürü ise hayatın içine sokuyor.
çocuklarımızı ekran başından kaldırmamız gerekir. Anne babaların günümüzde en önemli gö-evlerinden bir tanesi bu. Göz göze bakabileceğimiz, diz dize durabileceğimiz, gönül gönüle durabileceğimiz insan ilişkileri ihsas etmemiz gerekiyor.
Acı cemre gibiydi; önce nefse, sonra kalbe düşerdi. Kalp acıdaki hikmeti görünce dile düşerdi de sükût hasıl olurdu.
Dilimde bir bahar cemresi gibi sabrın sükûtu vardı. Ah vah diye bağırmam, inlemem yoktu. Muhabbet gömleği isyan ile yırtılırdı. Muhabbetim muhkemdi.