Yirmili yaşlarımın kışı da bitiyor işte
öyle bir yere geldim ki sorma
göğsümü yarıp aşkı kurcalamak istiyorum artık halk için çiğnenmiş ekmeğin bereketine sığınıyorum.
Kış bitiyor, şu pencerenin önüne geçip kesmelisin saçlarını hayatın usanmışlığını sen çözersin yalnız.
yoruldum dünyanın işlerinden
kanı sütten, ekmeği pustan ayrı tuttum dostluklarım uçucuydu bulutlar gibi sevmelerim acele korkunç çirkinleştim artık ey bende senden arta kalanlar
bitişler soğuktur soğuk
kar yağıyor şu sıralar yazdığım şiirlere
bir ikindi taşının altına bırakılmış ev ekmekleri gibiyim nicedir
ben sanki bugünü değil, geçmiş gibi yaşadım bu şehirde