Eh işte, günler birbirini kovalarken, kışın ardından bahar, yazın ardından güz derken, usul usul, parça parça, bölük bölük aktı; geçti gitti, çekildi yani, çünkü dipte her zaman bir şeyler kalır, ne bileyim... bir ağırlık, şurada, göğsün üstünde!
Büyük bir kitap yazmak, büyük bir resim çizmek, mimari bir başyapıt yaratmak, büyük bir bilim adamı olmak isteyen ve bunu, bu en derin arzusunu asla gerçekleştiremeyeceğini bilen bir kişi, ister eski ister yeni türde olsun hiçbir istikrarlı toplumsal düzende huzur bulamaz.