Kadını, zihin-beden-ruh bütünlüğünde dinlemeye, anlama- ya başladığımdan beri fark ettim ki, birçok kadın bedenini yük gibi taşımakta, bedenindeki nimetleri keşfetmek, cinsel kimliği- ne özgü hazları yaşamak bir yana, adeta bağıran hislerini bastı- rarak bu dünyadan göçüp gitmekte.
Şuna adınız kadar emin olun ki, kadını hiçbir sosyal statü, medeni durum, kariyer, çocuk sayısı, marka kıyafetler, altındaki araba, yanındaki adam, oturduğu ev, değerli kılmaz!
Sanki öyleymiş gibi zanneden kadın bunların peşinden ko- şar, bazen ömrünü harcar, kendinden, değerlerinden vazgeçer. İstenilen şey elde edildikten sonra (ev, araba, eş, çocuk vb) ya- şanan hayal kırıklığı, nefsin tatmin olmaması başka bir hedef koydurur kadına. Böylece kadın dolap beygiri gibi döner durur, geldiği nokta çıktığı yerden başkası değildir yaşamda.
Mevlana "Kendinden kendine sefer eyle" diyerek, gerçeğe ulaşan yolun kendimizi bilmekten geçtiğini vurgular. Kendisini bilmeyen kadın istediği kadar çocuk doğrusun, kendi eserini verememiş, kendini gerçekleştirememiştir. Zira insanın hayattaki en büyük başarısı kendini ve Rabbini bilmesidir.