Kitaplar müthiş etkiliyordu beni. Üstünde harfler basılı o basit kâğıt sayfalardan insanın yalnızca duyularıyla algılayarak yakaladığı gerçek dünyalar yaratmak mümkündü. Hatta daha da ileri gidip kitap dünyasının bir şekilde günlük hayatın sunduğundan çok daha zengin ve leziz tatlar sunduğunu bile söyleyebilirim.
Çünkü adalet, saf ve masum birinin kafasına inmeden önce durmasını da bilen güçlü bir elin tuttuğu koca bir balyoz gibi asılı dururdu dünyanın üstünde.
Diğer uluslar konusunda da nesnelliğin söz konusu olmadığı herkesçe bilinir. İnsanın kendi ulusu her şeyin en iyisi, en soylusunu temsil ederken, başka bir ulus durup dururken son derece kötü ve bayağı bulunur.