Cengiz Aytmatov’un okuduğum ikinci kitabı. İlk okuduğum Toprak Ana kitabına göre baya uzun bir hikayeye sahip olan bu romanda Asya’da geçen bir olayı anlatıyor yazar. Olaylar bağımsız anlatılıp sonradan birbirine bağlanıyor. Bazen maziye gidilip mazi anlatılıyor. Hatta bir yerde okuduğuma göre bu kitabın devamı da varmış ama okumayı düşünmüyorum. Bana göre gereksiz ayrıntıya girilmiş bir kitaptı. Monoton geçen olaylar dışında etkilendiğim olay şu ; uzayda farklı varlıkların olduğu bir gezegen, bizden daha gelişmiş yine de sorunu olan bir gezegendi. Dünyamızla iletişime geçmek istemesine rağmen geçemedi. Ayrıca aldığım izlenime göre okuyan insanların saygısızlaştığı, gelenek göreneklerini unuttukları eleştirisi de yapılıyor. Efsanelerin unutulduğu eleştiriliyor. Hayvanların da konuştuğu ve düşündüğü bölümler vardı. Genel olarak bitirmek için okuduğum bir kitaptı
( Kitap Günlüklerim defterimden)
Kapağına bakıp aslında basit diye tahmin ettiğim bu kitap şaşırttı beni açıkçası. Yazar altı çizilesi bir sürü güzel düşüncelerini ortaya koymuş. Kelimelerle çok güzel oynuyor gerçekten. Raphalel’in tüm hayatının bir antikacıdan aldığı tılsımlı bir deriden sonra nasıl değiştiğini anlatıyor bize. Aldığı Tılsımlı deri tabi ki dilediği her şeyim sonunda gittikçe küçülüp aslında karakterimizin hayatından da zaman alıyor. Raphael’ in pişmanlıkları, hayatı yine çok sevmesi ve iki kadın etrafında dönen heyecanlı hayatı çok güzel anlatılmış. Bazı yerler durgun geçse de genel anlamda kitabın sonu merak uyandırıyor.
Tılsımlı DeriHonore de Balzac · Akvaryum Yayınları · 20051,240 okunma
İnsanın en zor katlandığı duygu acımadır, hele hak edince. Hınç kuvvet ilacıdır, yaşatır öç alma isteği verir. Acıma ise öldürür, güçsüzlüğümüzü daha da güçsüz kılar. Sinsileşmiş kötülüktür bu; Sevgi içinde küçük görme, küçük görme içinde sevgi.