hikayeyi okuduktan sonra zweig'e şaşkınlık ve hayranlık duydum. bir kadının sahip olduğu erdemleri öteleyip bir erkeğe bakışı, bir yabancıya cesareti, kazanma hırsıyla dolu bir genci dizginleyişi hatta dişi merhameti ancak bu kadar zarif anlatılabilir. kime ait olduğunu bilmeden okuyan biri öykünün, bu tutkuyu hisseden bir kadın tarafından yaratıldığını sanır.
Neden ben hala yatıyor ve kendime eziyet ediyorum… Neden hemen odasını dalmadım kepazeliğini bildiğimi yüzüne haykırmadım?...
Neden kemiklerini kırmadım… Çünkü ben zayıf korkağın tekiyim o ikisine karşı hep zayıftım yaptıkları her şeye göz yumdum onlara rahat bir sağlayabildiğim için gurur duydum bu arada kendi hayatımı mahvetmiş olsam da dişimle Tırnağımla kazandığım parayı kuruş kuruş onları mutlu görmek uğruna canımı dişime taktım ...
40 yaşına geldiğimde eşim apansız öldü. Korkunç geçen iki haftanın sonunda onu kaybettim büyük oğlum o tarihlerde askerde, küçüğü ise kolejde okuyordu, böylece birden bire kendimi bir boşlukta buldum, şevkatli bir beraberlik yaşamaya alışmış olan benim İçin bu yalnızlık korkunç bir işkence idi. Her eşyası sevgili eşimin trajik ölümünü hatırlatan bomboş evde bir gün daha kalmak imkansız görünüyordu.