"Allah [celle celâluhû), Hz. Muhammed'e [sallallahu aleyhi vesellem] hayat verdi, dinini ikame edene kadar onu hayatta bıraktı. Hz. Peygamber de Allah'ın dinini tüm dinlerin üzerine çıkardı, Allah'ın risâlet görevini eda etti, Allah yolunda cihad etti. Sonra da Allah, kendisinin ruhunu kabzetti, sizi de bu yol üzerine bıraktı. Beyyine ve kalbe şifa olan Kur'an'dan sonra helâk olan helâk olmuştur. Kimin Rabb'i Allah ise o diridir, asla ölmez. Kim, Muhammed'e ibadet ediyor, onu ilâh menziline çıkarıyorsa şunu bilsin ki ilâhı onu öldürmüştür. Ey insanlar! Allah'tan korkun! Dininize sımsıkı sarılın, Rabb'inize tevekkül edin. Çünkü Allah'ın dini ayaktadır, kelimesi de tamdır. Cenâb-ı Hak, kendisine yardım edip dinini izzetli kılana yardım eder. Nur ve şifa olan Allah'ın kelâmı aramızdadır. Allah [celle celâluhû], o kitapla Muhammed'i [sallallahu aleyhi vesellem] hidayete erdirdi. O kitabın içinde Allah'ın helâl ve haram kıldığı şeyler vardır. Bize karşı birlik olan insanlardan asla korkmayız, Allah için çekilen kılıçlar kınlarından çekilmiştir ve biz, henüz o kılıçlarımızı bırakmamışız. Hz. Peygamberle beraber cihad ettiğimiz gibi bize karşı ayaklanan kimselerle de cihad ederiz. Kişi sadece kendi nefsine zulmeder."
(Beyhaki, es-Sünenü1-Kübra, 7/217; İbn Kesîr, el-Bidaye ve'n-Nihaye, 5/243)
Zira azaların en şereflisi olan yüzü eşyanın en aşağısı olan toprağa koymakla aslının toprak olduğunu ve yine ona döneceğini hatırlar; gururu kırılır; acizliğini ve zavallılığını anlar.