İbn Cerir, Katâde'den şöyle rivayet etmektedir: Bize söylendiğine göre Hz. Ömer şöyle diyordu: "İstersem içinizde en güzel yemeği yiyen, en güzel ve yumuşak elbiseleri giyen ben olurum. Fakat ben bu güzellikleri sonraya (ahirete) saklıyorum." Bize söylendiğine göre Ömer b. Hattab, Şam'a geldiğinde, onun için benzerini hiç görmediği bir yemek hazırlanmıştı. Hz. Ömer, "Bize düşen bu yemekse, arpa ek- meğiyle kendilerini asla doyuramayıp ölen fakir müslümanların payına ne düşmektedir?" dedi.
Ömer b. Velid, "Onlara cennet var" dedi. Hz. Ömer'in gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı ve şöyle dedi: "Eğer bizim payımıza deve eti, onların payını da cennet düşüyorsa, aramızda büyük bir fark var."
Ali el-Muttaki, Müntehabü Kenzi'l- Ummal, 4/406
Hz. Aişe [radıyallahu anhā] şöyle rivayet etmektedir: Hz. Peygamber'e süt ve bal karışımı bir bardak içecek getirildi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurdu: "İki içecek bir içecek içinde, iki katık bir bardak içinde! Benim buna ihtiyacım yok. Bunun haram olduğunu söylemiyorum. Fakat yarın kıyamet günü Allah'ın bana, gereğinden fazla dünya nimetinden dolayı hesap sormasını istemiyorum. Allah için tevazu gösteriyorum. Kim Allah için tevazu gösterirse Allah onu yüceltir. Kim kibirli davranırsa Allah onu aşağılar. Kim iktisatlı davranırsa Allah onu zengin kılar. Kim ölümü çokça anarsa Allah onu sever."
Heysemî, Mecmau'z-Zevaid, 10/325