Elindeki papatyaları vazoya koyarken konuğuna hafifçe döndü,
"Dünya neden çocukları sevmez biliyor musun?" dedi. Vazonun hemen yanında duran kağıdı alıp,
"Çünkü silahların ve gücün yenemediği tek şey bir çocuğun merhameti ve karşılıksız sevgisidir. Her çocuk güzel bir dünya için umuttur..." Elindeki kağıdı konuğuna uzatırken, konuğunun gözleri bir çocuğa ait olduğunu belli olan resme odaklandı... Her rengin kullandığı, eşsiz resme...
"Dünya, renkleri unutmamızı istiyor, umudumuz olmasın istiyor..."
Yaşamı boyunca pek çok kez fark etmişti Veronika, tanıdığı bir sürü insan başkalarının başına gelen korkunç olaylardan sanki gerçekten üzgünmüş ve yardım etmek istiyormuş gibi söz ederlerdi, ama işin gerçeği, başkalarının acılarından zevk aldıklarıydı; çünkü böylece kendilerinin mutlu ve şanslı olduklarına inanabiliyorlardı. O tür insanlardan nefret ederdi...'
Bir kadın sabah erkeğe dönüşmüş olarak uyandığında ne olacaktı? Şayet aile ortamı antrenman sahası olmasa erkek çocuk hükmetmeyi, kız çocuksa boyun eğmeyi nereden öğrenecekti? Ya çocuk yurtları olsaydı? Ya evin erkeği temizlik ve mutfak işlerini paylaşsaydı? Ya masumiyet saygıdeğer olsaydı? Ya akıl ve duygu kol kola gitseydi? Ya vaizler ve gazeteler doğruyu söyleselerdi? Ya kimse kimsenin sahibi olmasaydı?