Merkezi otoritenin zayıfladığı dönemde yeniçeriler, Kuzey Afrika, Bağdad ve Belgrad gibi imparatorluğun uzak bölgelerine kadar, her tarafta yönetimi ele geçirdiler. Başkentte de iktidara kimin geçeceğini tayin edebiliyorlardı.
Balkanlarda beşyüz yıldır yurt tutmuş Türklerin ve Müslümanların soykırımı karşısında Batı Hristiyan dünyasının tasvip derecesine varan kayıtsızlığı insanlık tarihi için bir lekedir. “Çadırları ile geldiler, çadırlarını toplayıp gidiyorlar” lafı, 19. yüzyılda bir Avrupalı devlet adamının ağzından çıkmıştır.
Osmanlı hoşgörüsü, devletin Müslim ve gayrimüslim bütün tebaayı korumayı kendine vazife bilmesi, Osmanlı egemenliğinin hızla yayılmasını sağlayan faktörlerin başında gelir.
Yaşadığımız iyi ya da kötü her şey bizi içsel anlamda “zenginleştirir”. Yeni bir şeyleri denerken “sahalarda” kaybetsek de, kafamızın içinde birkaç yeni nöron bağlantısı kazanırız!