"Nefsimi elimde tutan Allah'a yemin olsun ki, sizden birinin urganını alıp sırtında odun taşıması(ve getirip satması), bir kişiye gidip ondan bir şeyler dilenmesinden daha hayırlıdır. Dilendiği kişi ya verir ya vermez"
"Sağlığın ve gücün yerinde iken ve fakirlikten korktuğun ve zengin olmayı umduğun bir zamanda verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. Sadaka vermeyi can boğaza gelip de 'falana şu kadar, filana şu kadar' diyeceğin zamana kadar erteleme. O mallar zaten falanın ve filanın olmuştur"
Arkadaşım dönüp ne diyecek diye yüzüne dikkatlice bakarak"ölüme çare var "dedim. Alay ettiğimi zannetti, gözümün içine cevap ararcasına baktı. Ona N. Fazıl'ın aklımda kalan şu mısralarını okudum.
" Sorun insanlar sorun, nedir ölüme çare
Sorun söylesin size şu yükselen minare"
Bu arada ikindi ezanı da okunmaya başladı. İşte kardeşim dedim, şu minareden yükselen ezanı dinle, Hakka hakkıyla kul olursan sonsuz alemde ebediyen var olucak sın, orada ölümde yok, sıkıntı da yok, yok olma da yok..
Kitap ölümün bir Müslüman bakış açısına göre son olmadığını tam tersi sonsuzluk diyarına hakka kavuşma olarak görülmesi gerektiğini anlatıyor. Bunu yaparken de tarihte yaşamış zatı muhteremlerin başından geçen olaylarla destekliyor. Bunlar da bence fazla anlatmak istediği şey için ancak insan kalbi, fikri biraz açıklama istiyor. Yoksa yüce kitabımızda bu ayet yeterli bile
"Her nefis ölümü tadacaktır" Vesselam