Füsun ve Kemal Orhan Pamuk’un hayatımıza yirmi birinci yüzyılda kazandırdığı Leyla ve Mecnun’dur. Aslında okurken birinin aşkı için müze oluşturacağını, ona ait her nesneyi neredeyse elinin değdiği her şeyi bu müzede saklayıp, evet ben çok sevdim bu da ispatı, dercesine gözümüze sokup müzesini ziyaretçilere açar ki ? İnanılması çok güç ama Orhan Pamuk öyle bir aşk hikayesi anlatıyor ki aşka öyle saygı duyuyoruz ki Kemal’in yaptığı çılgınlıklar bize normal gelmeye başlıyor. Nasıl bir aşk ki bu diye okurken kendinizi alamayacaksınız. Okuduğum en acayip aşk hikayesiydi, beni çok etkiledi ve sanki yaşadım. Film olsa bu kadar olur diyeceğimiz türden bir eser. Her satırı ince ince işlenmiş, her satırında buram buram aşk var, Kemal’e çok saygı duydum. Aşka inancımı kaybettim diyorsanız henüz Masumiyet Müzesi’ni okumamışsınız demektir. Orhan Pamuk da kitabın sonlarına doğru kitaba giriyor çok da güzel oluyor. Sonu beni çok üzse de aşkı bu kadar güzel anlattığı için yazarımızı tebrik ediyorum. Hayatım boyunca unutamayacağım bir kitap oldu, seni hep gülerek hatırlayacağım Masumiyet Müzesi.