Dansa Davet 1518’in Strasbourg’unda geçmektedir. Dünyanın en ilginç vakası olan dans hastalığına toplumun büyük bir kısmı yakalanmıştır. Kitap bize bu hastalığın yarattığı atmosferi yansıtmaktadır.
Kitap hakkındaki düşüncelerimden bahsedecek olursam; güzel bir hikaye ve gerçek olması şahsen beni şok etti çünkü olaydan hiç haberim yoktu. Kitap daha sade bir dille yazılmış olsa çok çerez bir kitap fakat o kadar bilmediğim kelime çıktı ki kelime mi çalışıyorum kitap mı okuyorum belli değildi. Salgın gibi bir gerçeği yaşadıktan sonra böyle kitapları okumak hiç garip gelmiyor bana tabi bu salgın bizim yaşadığımızın yanından geçmez orası ayrı. Eğer ilginiz, zamanınız ve odağınızın olduğunu düşünüyorsanız kesinlikle bakmanızı tavsiye ederim okurken çoğu yerinde sıkılmış olsam da keyifli bir kitaptı.
“Lobutları devirerek oynamak isteyen, oyunda kalmak istiyorsa, onları tekrar doğrultmak zorunda. İnsan harekete geçip ancak sonra düşünüyorsa, yemekten sonra hardal servisi yapmış gibi olur.”
İkisinin de parmakları uzanıyor, birbirine karışıyor, havada kaybolup gidiyor. İkisinin de avuçlarında, yeni doğmuş bir çocuğun kısacık hayat çizgisi var, incecik bir dal gibi, fırıl fırıl dönüyor.