YAŞAMA HİSSİ
Parçacık kümeleri, serbest halde bulunan enerjinin yer kapladığı uzamda bir araya gelerek çevresine göre daha az değişken bir yapıyla cisimleşmesi ve duyu yoluyla zihne ulaşarak durağanlık kazanmasıyla, yapısı dahilinde değişime bir seviyeye kadar karşı koyabilecek hacme ve kütleye sahip olabilmiş birim enerji topluluklarının oluşturduğu varlıkların bütünüdür.
Parçacık kümelerinin kendi içinde ve birbirleriyle/etrafıyla olan etkileşimi dolayısıyla oluşan hız ve akış yönü parametreleri birleşerek hareketi; bu devinim halindeki devamlı hareketin dayanak kabul edilen duyu merkezi olarak tanımlayabildiğim 'bilinç'teki yansıması, birbirlerinden ayrı algılanması mümkün olmayan mekan ve zamanı oluşturur. Sıcaklık arttığında parçacık kümelerinin hızı artar, mutlak 0 derecede her şey donar ve hareket sona erer. Bu da zamanın durması, evrenin ölümü demektir. Mekan ve zaman bu yönüyle de birbiriyle bağlantılıdır.
Zaman, mecburi hareketin bilgisinin başlaması ve bitişi, algılar vasıtasıyla beynin ilgili bölümüne ulaşması ve görüntü formuna dönüşen mekânın ölçülebilir nitelik kazanmasıyla, mekândan bağımsızken anlam teşkil etmeyecek kozmik bir kavramın, içerisinden gözlemleyebildiğim ve ifade edebildiğim kadarıyla yaptığım tanımının karşılığıdır.
Zaman, kainatın çalışma
prensibidir. Bizi yaşadığımıza ikna eder.
Şu anı şu anda düşünerek farkındalığına varmak ve akışa kendini bırakarak su an’ı yaşamak arasında bir derece bilinç farkı vardır. Bu, içe dönüşle mümkündür. Ancak sen ifade edene kadar o ifadenin şekli değişmiştir. Şu an diyebildiğin an daima geçmişte kalır. Yalnızca ifadesini ve eylemini gerçekleştirdiğin fiilin devamını getirdiğin sürece o an o işi yapar olursun; an’ı değil fiili yakalarsın. An'ı anlamaya çalışmak, aslında geçmişte kalmış şimdileri