“Yine o günlerde Hitler’i tanıyanlar bu pis serserinin zavallı varlığı altında bir kişilik bulunduğunu gösteren güçlü, yüzüne hâkim, dik bakışlı gözlerini unutmazlar. Beden işlerindeki bütün tembelliğine rağmen doymak bilmez bir okuma düşkünü olduğunu, gündüzlerini ve gecelerini kitapları yutmakla geçirdiğini hatırlarlar.”
“O sıralarda Hitler’i tanıyanlar onun topuklarına kadar uzayan ve bir cübbeye benzeyen uzun, eski püskü paltosunu hatırlamaktadırlar. Bu paltoyu Hitler’e kaldığı yurtta kendisiyle dostluk kurmuş olan Macaristanlı Yahudi bir eskici vermişti. Hitler’i tanıyanlar bütün yıl boyunca başından çıkarmadığı yağlı siyah şapkasını ve perçemli saçını da hatırlarlar. Sonradan alnına doğru taradığı saçının arkası o sıralarda yağlı yakasından sarkardı. Çünkü sık sık saçını kestiremiyor ve traş olamıyordu. Yüzünün yanları ve çenesini, dana yeni yeni çıkmakta olan siyah sakalının kılları örtüyordu.”
“Okulu sevmeyen genç adam bu dönemde doymak bilmez bir okuyucu kesilir. Genç arkadaşı onu her zaman kitaplar arasına gömülmüş bulur. En sevdiği kitaplar Alman tarihi ve Alman mitolojisi üzerine yazılmış olanlardır.”
“Bir çocukluk arkadaşı, sonradan, Hitler’in solgun, hastalıklı, ince uzun bir genç olduğunu hatırlar ve genellikle çekingen olduğunu, yalnızlığı sevdiği halde düşüncesine katılmayanların karşısında öfkeden birdenbire deliye döndüğünü söyler.”
“Hitler’in okul hayatındaki başarısızlığı, bütün hayatı boyunca içinde bir acı olarak kalmıştır. Bu yüzden, okumuş aydın “Sayın Baylar” la, bu bayların unvanlarıyla, diplomalarıyla ve ders verici tavırlarıyla boyuna alay ederdi.”