Gözler ki bir parçasıdır sende İlahın;
Gözler ki en katı zulmün ve silahın.
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin.
Sen öldürürken de vururken de güzelsin…
Bon Enfant
Muharrirlerimizin muvaffak olamayışlarının sebebi Garp tesiri değildir. Sanatlarında muvaffak olamadıkları için Garplı muharrirlerle münasebetleri böylesine göze çarpmaktadır. Dostoyevski ve Tolstoy’un Garp’tan neler aldıkları dikkat çekmiyor bile…
Kadın-erkek meselesi, cehalet, sosyete yaşayışı, geçim derdi, modalar, tembellik, ihtiraslar, bağnazlık, nostalji… tüm bunlar bizim romanlarda var. Demek ki Türk romanı günlük yaşayışımızla alakadar.
Öyleyse, romanımız neden kifayetsiz, cazibeden mahrum, etkisiz, işlevsizdir?
Realiteyi, ancak ve ancak roman yüzeyinde yansıyan türdeki, mütekamil [gelişkin] hâliyle yakalayamıyoruz da ondan!