Herkese selam!
Kitap betimlemeleri ve sonu hariç gayet başarılı olmuş. Yer yer atmosfere uygun (bazıları anlamsız geldi ama) resimler, elle yazılmış cümleler gerçekten kitapla bütünleşmiş vaziyetteydi. Ama betimlemeler: korku kitabı bile olsa bu kadar abartılı betimlemeler kitabın içine tam olarak giremememe neden oldu. Yani kitap size durup dururken “bir de bayıl istersen Feriha” dedirtebiliyor, yani ben böyle düşünüyorum. Ama şunu bilin ki, bu kitap benim ilk okuduğum korku kitabı. Yani bu işlerde adet nedir, racon nedir, bilemem. Ha bu arada; azdan az, çoktan çok gider. :)
Kitabın kapağını açar açmaz sizi tam bir kargaşa bekliyor, “aha!” diyorsunuz, “bütün kitap bu şekilde devam ediyorsa bittim ben…” Ama sonra biraz durgunluk oluyor, karakterleri tanımaya başlıyorsunuz, arada inler, cinler, periler, Sihirli Annem’den Betüş Peri falan “bir arkadaşa bakıp çıkacaktım.” diyor (ironi ;) ) tabii ortalara gelindiğinde işler bütün romanlarda olduğu gibi sarpa sarıyor sonra da o şekilde devam ediyor.
Ama bu son var ya bu son… Hani pazara gidersiniz; evin ihtiyaçlarını almak için meyve sebze ararsınız da sonra ihtiyacınız olanın yarısını bile almayıp tezgahın birinde muhteşem bir oyuncak, ya da tencere seti, ya da ne bileyim, bir bıçak seti: alakasız, ihtiyacınız olmayan bir şey görüp alıp eve geri dönersiniz… (B12 saolsun) işte bu son bana böyle hissettirdi. Bu sonda eksik bir şeyler vardı. Bu son, bu kitaba hiç uymadı. Bence bir kaç şey daha eklenebilirdi. Çok saçma bir yerde bittiğini düşünüyorum.
Kitabın ana teması bence şuydu: İnsanın güvenebileceği tek kişi yalnızca kendisidir. Özellikle de size kol kanat gerecek bir anne babanız yoksa. Zaten her anne babaya da maalesef ki güvenilmiyor. O yüzden yaslanacağınız tek yer sağlam bir duvar olmalı. **Gerisini yakın