Hayatta durmaksızın mükemmellik arıyoruz. Maddi hayatımızda mükemmellik arama arzumuz, aslında ruhun bir zamanlar en mükemmel olanla, Allah’la birlikte olmasıyla ilgilidir. “Allah güzeldir, güzeli sever.” (Müslim) O zaman insan da güzeli sever! Mükemmeli arar ve bu arada, daha güzel eve, kıyafete, arabaya sahip olmak, daha güzel görünmek, daha güzel kokmak ister… daha güzel, daha güzel… Ama bunlar içimizdeki o arayışı tatmin eder mi? Kesinlikle hayır, çünkü Allah’ın mükemmeliyetinden yoksun kalmanın eksikliğini hiçbir şey dolduramaz. O yüzden, iman eden biri, ancak geldiği yere, yani Allah’ın huzuruna geri döndüğünde” tamamen tatmin olur, itminan bulur.
Hamd, bir iyilik karşılığı olmaksızın methedileni sahip olduğu niteliklerle övmektir. Şükür ise yaptığı bir iyiliğe karşılık iyilik sahibini övmektir. Yani şükürde öne çıkan nimet iken hamdde öne çıkan nimetlerin sahibi olan zatıdır. Allah’a nimetinden dolayı şükredilir, zatından dolayı hamdedilir. Şükrün zıddı küfür/nankörlük, hamdin zıddı zemm/yergidir.
Allah’ın hükmetme yetkisinden ve verdiği hükümlerden rahatsız olanlar, kendi nefislerine yükledikleri tanrı rolünü görmeli ve kendi hüküm ve isteklerinin doğruluğunu neye dayandırdıklarını sorgulamalıdırlar.