Mezopotamya kültürünü yansıtan en değerli kitaplardan biri. bence bu kitabı okuduktan sonra Mardin'e olan hayranliginiz artacak.. Ki benim oldukça ilgim arttı..
Okurken bir yandan Google’dan Mardin’i gezdim. :))
Özellikle kitapta da geçen;
Rivayetlere göre; Akkoyunlu hükümdarı Cihangirin oğlu Sultan Kasım, medresede amcası tarafından katledilmiş. Kasım Paşa’nın kız kardeşi, Kasım Paşa öldüğünde kanını ağıtlar eşliğinde bu eyvanın duvarlarına sürmüş. Aradan geçen 548 yıla rağmen kan izleri olduğu gibi duruyormuş.
OKUMALISINIZ DİYORUM.. :))
Kâfirun ve Sarı ile darbeler dönemine İç Anadolu bozkırından ışık tutan Ahmet Tezcan uzun bir aradan sonra çarpıcı bir şehir romanı ile Mezopotamya ve Mardin’in büyülü dünyasının kapılarını aralıyor. Abbara; Houston, Matera, Mardin üçgeninde umutsuz bir arayışın, hayâl ile hakikat arasında sürprizlerle dolu masalsı öyküsü. Şehir ve insanın; ihanetler, yalanlar ve zulümler karşısında, aşka, dostluğa ve umuda sarılarak sonsuza ulaşma çabası.. Her insan bir abbaradır, her abbara bir umut! Oysa ben; hayatıma yabancı bu şehirde, yerin metrelerce altında, umarsız yarasaların nemli kaya çentiğine tutunup baş aşağı uyuduğu soğuk, ıslak, küf karanlık su kanalında, bana dair bir iz bulmak ümidiyle, pili bitti bitecek el fenerinin sarı, titrek ışığında sürüklenen gölgeydim. Işık ve gölgeler şehri Mardin’de, ışıkla buluşmayı arzulayan siyah bir leke...
Ahmet Tezcan
Yeşilçam filmleri gibi naif , etkileyici güzel bir hikaye. Okumak için tereddüt etmeyin, çok beğendiğim bir kitap..
Sürgünü yaşadım.
Bilmediğim topraklara, tanımadığım insanlara ve bir kalp sancısına mahkûm edildim. Sonu bilinmez bir yola ve aşka düştüm. Yol gittikçe, aşk yaşandıkça ucunu göremediğim sırlara eriştim. Her adımda bir ben yitirdim.
Dilini suskunluğa mecbur kılmış bir kadın tanıdım.
O güne kadar yaşadığım ve bildiğim aşk, gerçekliğini kaybetti. Zira aşk, iki güzel sözün yaşattığı birkaç saniyelik duygu yükselmesi değildi. Bunu çok geç öğrendim.
Öğrendiğim gibi öğrettim.
O suskun kadına, sevmeyi ve güvenmeyi öğrettim.
Adım adım…
Ve sabırla.
Sürgünüm sona erdiğinde ise; Hikâyemiz henüz yeni başlamıştı..
Ayşegül Kalay
Gördüm ki aşk denildiğinde kâinata sığmayan Yüce Sanatkâr eserinin yumruk kadar kalbe sığarmış ... Gençlerin severek okuyacakları bir eser.
Aşk sabır, aşk vefa, aşk hoşgörü ve sadakat... Aşk mutluluğu bekleyen gönüllerin özlem bestesini yapan kutsal bir dua... Aşk gurur ve kalpten silinmeyen duygularla ebediyete yazılan teslimiyet mektubu... Şayet aşkın vuslat varsa hayatın en anlamlı süsü olur. Ayrılık varsa susan gönüllerin sır kasasında toprağa düşen kaderi olur...
Bir taşra hikâyesi bu...
Yıllara yayılan, gelecek kuşaklara dokunan hazin bir aşk...
Kan davasının yıktığı yuvalar, ayırdığı gönüller...
Gerçek huzurun, barışın ve aşkın peşinde, arayış içindeki kalpler...
Ahmed Günbay Yıldız