Busra

"Avam (halk) tabakasının gönlü dünyalık için kırılır, istediği bir dünyalığa kavuşamayınca mahzun olur." Bu sözü duyunca mahzun olan ben :'). Her şeye üzülmek için fırsat arayan biriymiş gibi hissettim. Neden küçücük şeylere bile çok büyük anlamlar veriyorum, bilmiyorum. Anlam arayışını abarttım mı diye düşünüyorum bazen. Bir şeyleri çözümlemeye, derinlerde manalandırmaya çalışırken, bu durum beni andan uzaklaştırıyor, değil mi? Yaşamaya neden bu kadar mana veriyorum. Beni yaşayan bir varlık yapan ne? Bedenim, kalbim, ruhum ya da zihnim mi? Ruhum diye düşünüyorum ama ruhum bu dünyada zindanda gibi. Dar geliyor bedenim. Ruhum ne istiyor, yok olmak mı yoksa var olmak mı? Anın tadını çıkarmak neden bu kadar zor? Anın tadını çıkarmak dünyalık peşinde koşmamak gibi geliyor bana. Dünyalık isteklerin sonu gelmiyor çünkü. Zaten ne zaman bir şeyi çok istesem, onu kaybediyorum ya da ulaşamıyorum. Bu sefer de umutsuzluğa yaklaşıyorum. Vasatı, orta yolu bulmak, ifrat ve tefrit arasında gidip gelmek bir sınav.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Kişi sevdiğinin ahlakıyla ahlaklanır; bu sevenin elinde değildir, sevgi bunu icap ettirir." İmâm-ı Rabbânî
"Vicdan eğitilebilir bir mekanizmadır." İnsan öğrenir ve gelişir. İnsanın bir parçası olan vicdan da bu şekilde eğitilerek gelişir. Gelişmek nedir? Her gelişme olumlu mudur? Değildir. .... Öyleyse her eğitim ve öğrenim faaliyeti de olumlu sonuç doğurmayabilir. Vicdanı yanlış eğiten sistemleri sorgulamalıyız. İnsan öğrendiğini sorgulayarak gelişmelidir. Vicdanını şekillendirirken düşünmelidir. --- Bu gönderiden bir paragraf sorusu çıkar sanki :D. Yukarıdaki cümlelerden hangisi paragrafın akışını bozmaktadır? Ya da boş bırakılan (....) yere aşağıdakilerden hangisi gelirse paragrafın bütünlüğü sağlanır? gibi.. Noktalı yeri bizim doldurmamızı istemez eğitim sistemi önümüze konulan seçeneklerden birini seçebiliriz sadece. Sonra bizden özgünlük beklenir. Kısıtlı seçenekler arasından sadece birini seçmeye zorlanan ve adeta zincire vurulan zihinlerimizin durumunu fark edebilmek için düşünmeye zaman ayıramayacak kadar yoğun bir düzen kurulu. Koştur ey insan, koş ama arada bir dur.
"Yetinebilmekten daha büyük bir özgürlük yoktur." Kemal Sayar
"Senden esirgenmiş olanın senin hayrına olduğunu anladığın vakit lütfun kapıları açılmış demektir!" Ataullah el-İskenderî Lütuf... Gözlerim bu lütufları görebilecek kadar açık mı? Gördüğümü iddia ettiklerim beni kandırıyor mu? Göremediklerimi görmeyi beklemek mi gerek? Görmemeyi mi tercih ediyorum yoksa? Gözlerimi kapatan ben miyim? Hakikate ulaşmanın zorluğunu yaşayan bir tek ben miyim?