Busra

Busra
İnsan olmanın zorlu ve güzel yanlarını keşfetmekte olan, gelişmeyi seven ve huzuru arayan biri.
Ben ne istiyorum? İstemediğim şeylerden yola çıkarak buluyorum ne istediğimi. Ben para kazanmak için yaşamak, beni görmeyen birilerine ulaşmaya çalışmak, benden sürekli faydalanan insanlara vermeye devam etmek, dinlenmediğim yerde konuşmak, sağlığımı olumsuz etkileyecek kadar hayatı ciddiye almak istemiyorum. İnsanlara giydirilmiş kalıplardan kurtulmak, gösteriş dünyasını normalleştiren bu sistemden uzak durmak, kendimle mutlu olmak, takdir-beğeni-onay ihtiyacımı kendi içimde karşılamak, negatif düşünce, olay ve kişilerden etkilenmemek, varlığımla değerli hissetmek, kendi değerimi bilmek ve kendi içimde huzuru bulmak istiyorum. Hayallerime ulaşabilmek, ulaştığım hayallerimin kıymetini bilmek, sınırlarımı bilip, kendimi korumak, kendi haklarımı özgüvenle korumak istiyorum. Kıymetimin bilindiği yeri bulmak istiyorum.
Reklam
Kalplerinde bana sevgi besleyen kişilerin bu sevgiyle geçirdikleri zamanlarının onları gençleştirmesini ve ömürlerini bereketlendirmesini diliyorum. Bana ayırdıkları zamanın kat kat fazlasının onlara hediye edilmesini diliyorum. Bana ayırdıkları vaktin onları iyileştirmesini ve güzelleştirmesini diliyorum. Bana ayırdıkları zamanla kaybettikleri ne varsa kat kat fazlasını kolaylıkla kazanmalarını diliyorum. Bana vakit ayıran ve beni seven herkese teşekkür ediyorum. Ben de onları seviyorum.
Seni ne mutlu hissettiriyor?
Mutsuz hissettiğimde, beni neyin mutlu hissettirdiğini bulmaya çalışırım. Düşündüğümde ilk aklıma gelen şey şu oldu: insanları ve sevdiklerimi mutlu etmek ve onlara yardım etmek. Birilerinin mutluluğuna vesile olmak beni mutlu ediyor. Bir de bebekler, bebekler beni mutlu hissettiriyor. Her şeyin yavrusu bende merhamet ve sevgi uyandırıyor; şaşkın bebekler, haylaz kedi yavruları, tiz sesli minik kuşlar... Bunlar beni mutlu ediyor. Peki bunlar beni mutsuz eden şeyi unutturuyor mu? Bazen evet. Bazen neden mutsuz hissettiğimi bulduğumda da mutsuzluğum geçmiyor. Beni üzen şeyi değiştiremediğimi kabullendiğimde iyi hissediyorum. Sanırım mutsuzluk hissi hep olacak önemli olan onu besleyip büyütmemek ve beni mutlu eden şeyleri arayıp bulmak, onlara odaklanmak...
Herkes görmek istediğini görür, duymak istediğini duyar. Gerçeğin gerçekliği bile sorgulanabilir. Böyle bir dünyada kendi gerçekliğimde kendimi nereye koyuyorum? Bana öğretilen yere mi? Alıştırılan, telkin edilen, uygun görülen yere mi? Bana yapılan etiketlerden rahatsız oluyorum. Belki pek renkli biri değilim, olayları kolay aşabilen biri değilim, ortamı hareketlendiren biri değilim, ama depresif de değilim. Derinliği severim. Anlamayı, sorgulamayı, düzeltmeyi, doğruyu aramayı severim. Öyle kolay kolay gülüp geçemem. Çözümlemeyi severim. Çoğunlukla dinlerim, çok çabuk kaynaşamam, anlaşılmamaktansa az konuşmayı tercih ederim. İnsanları eğlendirmekte iyi değilim, eğlenceli biri olmak isterim tabi ama karakterim bu. Değişmeyi seven biriyim yine de bazı şeyleri değiştiremiyorum. Çok renkli biri değilim belki ama kendimce renklerim var. Ben kendi dünyamı seviyorum. Herkesle mükemmel ilişkilerim olmak zorunda değil, ortamlarda aranan, çok konuşan kişi olmak zorunda değilim. Olduğum gibi sevildiğim ve değer gördüğüm yerde çiçek açarım. Sevilmek için çiçek açmak beni hızlı solduruyor. People pleaser olmak istemiyorum. Her zaman değilim ama kibarlık adı altında kendimden çok veriyorum. Bazen sert ve direkt konuşan insanlara özeniyorum. O rahatlık bende de olsun istiyorum. Başkaları incinmesin diye susmak gibi oluyor bazen kibarlık, ya da ben öyle görmüşüm. Kibarlık nedir? Bunu inceleyeceğim...