Herkes görmek istediğini görür, duymak istediğini duyar. Gerçeğin gerçekliği bile sorgulanabilir. Böyle bir dünyada kendi gerçekliğimde kendimi nereye koyuyorum? Bana öğretilen yere mi? Alıştırılan, telkin edilen, uygun görülen yere mi? Bana yapılan etiketlerden rahatsız oluyorum. Belki pek renkli biri değilim, olayları kolay aşabilen biri değilim, ortamı hareketlendiren biri değilim, ama depresif de değilim. Derinliği severim. Anlamayı, sorgulamayı, düzeltmeyi, doğruyu aramayı severim. Öyle kolay kolay gülüp geçemem. Çözümlemeyi severim. Çoğunlukla dinlerim, çok çabuk kaynaşamam, anlaşılmamaktansa az konuşmayı tercih ederim. İnsanları eğlendirmekte iyi değilim, eğlenceli biri olmak isterim tabi ama karakterim bu. Değişmeyi seven biriyim yine de bazı şeyleri değiştiremiyorum. Çok renkli biri değilim belki ama kendimce renklerim var. Ben kendi dünyamı seviyorum. Herkesle mükemmel ilişkilerim olmak zorunda değil, ortamlarda aranan, çok konuşan kişi olmak zorunda değilim. Olduğum gibi sevildiğim ve değer gördüğüm yerde çiçek açarım. Sevilmek için çiçek açmak beni hızlı solduruyor. People pleaser olmak istemiyorum. Her zaman değilim ama kibarlık adı altında kendimden çok veriyorum. Bazen sert ve direkt konuşan insanlara özeniyorum. O rahatlık bende de olsun istiyorum. Başkaları incinmesin diye susmak gibi oluyor bazen kibarlık, ya da ben öyle görmüşüm. Kibarlık nedir? Bunu inceleyeceğim...