Kendi yaşamı tıpkı penceresı poyraza bakan bir tavan arası gibi soğuktu.Can sıkıntısı,tıpkı bir örümcek gibı sessiz sedasız,karanlıkta ağını genç kadının yüreğinin bütün köşelerine örüyordu.
Hiçbir şeyimiz kalmamıştı.Aslında hiç kimse başkasının söylediğine inanmıyordu ama inanmaya da cesaret edemiyorlardı.Umudumuzu yitirirsek nasıl yaşardık?