Bir bilsen sarya, bir bilsen !
Sesinin tılsımında, kaç kavim eksilttim,
Kaç tanrı öldürdüm,
Kaç peygamber gördüm,
Kaç milyon yıl yaşadım,
Yinede sana bir türlü, kavuşamadım sarya.
Uğur Akbulak
Belki bir sonbahar sabahıydı, bilmiyorum!
Sarya’nın düşlerini rahvan’ın sırtında mahabad’a doğru uğurlayışı, belkide hiç gelmeyen, hiç olmayan acemi bir yurtseverin kılıcındaki merhametli bir yaz akşamı, kimbilir.
Susarak konuşanlar işte, görüyorsun susarak ölüyorlar.
Nefes alamıyorum sevgilim, dicle artık sensizliğe hasret akıyor.
Cudi’nin tepesinde 81 şehir, bir iklim ve Cizre’nin gözyaşları.
Omurgalarımda bir boşluğun varki, Adın süryani bir yalnızlığa, yaşamın ise kurdî bir inkâra karışıyor.
Ölüp-ölüp diriliyorum İşte sevgilim! ömrümüz boyunca hep bir yaşama telaşı.
Bak gör şimdi mevsim; dolunaylı hani, kanlı bir gece sanki.
Uğur Akbulak