“Beni süzüyor: gözlerini duyuyorum. Sanki gözleriyle bana bir şeyler fırlatıyor. Böylesini kadınlarda daha önce de görmüştüm. Odaya acıma, derde ortak olma duygularıyla, elle tutulur gerçek bir yardım imkanıyla girenleri gözleriyle kovar, onları hiçbir zaman araba atından üstün tutmamış değersiz bir hayvana sarılırlar. Anlayışın ötesindeki sevgi dedikleri bu işte: bu gurur, yanımızda getirdiğimiz, ameliyat odalarına taşıdığımız, inatla, kızgınlıkla yeniden toprağa götürdüğümüz bu iğrenç çıplaklığımızı saklama isteğimiz. Odadan çıkıyorum.”
“ Bu memleketin kötü yanı burada: her şey, hava, hepsi, olduklan yerde çok fazla kalıyor. Toprağımız da nehirlerimiz gibi: donuk, yavaş, sert; insan yaşantılarını da kendi amansız, düşüncelerle yoğun görünüşünde yaratıp biçimlendiriyor.”
“ Yazık, Tanrı ağaçlara kök, yarattığı Anse Bundrenlar’a da ayak ve bacak vermek gibi bir yanlışlık yapmış. İkisinin yerlerini bir değiştirseydi, bu memleketin bir gün ormansız kalacağı üzüntüsü kalkardı. Başka memleketlerin de.”