"Ülkemizde verilen eğitim; dipdiri zihinlere verilmiş on beşer yıllık taş kırma cezalarını andırıyordu. Mahkûmlar sınav sonuçlarını yani temyizin onları oyalama taktiğini , gem vurulmuş atlar gibi yıllarca bekliyordu. Eyerleri üstlerine konulup uçsuz bucaksız sandıkları kurgusal dünyalara terk ediliyorlardı. Biz gardiyanlarsa ; onları ıslah edip Mustang özgüllüklerini sütçü beygirlerine dönüştürmekle yükümlüydük. Birey olduğunu anlamayan kişileri aynılar dünyasına yeni eşek cennetine hazırlamakla görevliydik. Taş kırma cezaları bittiğinde dörtnala değil de bir arpa boy gidebilecekkerini anlamaları çok uzun sürmüyordu. Öğretmen olamayan polis , polis olamayan kasiyer oluyordu. Onu da olamayan intihar ediyordu. "