ABD ve Batılı ülkelerin Uygurların karşı karşıya kaldığı baskı ve asimilasyon sürecini kendi siyasi menfaatleri için sömürmesinin önüne geçmenin tek yolu, bu politikaya son vermek ve sömürünün gerekçelerini ortadan kaldırmaktır. Baskı ve asimilasyon devam ettiği sürece, onu kendi çıkarları için kullanmak isteyen birileri de çıkacaktır.
Uygurlarla alakalı konu her açıldığında "Hiçbir problem yok", "Hepsi çok mutlu", "Çin, terörle savaşıyor" gibi savunmalar yapmak, günümüzün iletişim standartlarında ikna edici olmaktan uzaktır. Benim de bizzat müşahede ettiğim üzere, bölgeye ayak basan ve atmosferi gözlemleyen herkes, Uygurların çok boyutlu bir asimilasyon politikasının ana kurbanları olduğunu görmektedir. Çin resmi politikasını değiştirmediği sürece, bu konu giderek yoğunlaşan bir biçimde sürekli gündemde kalacak, konuşulacak ve tartışılacaktır.
Tarihi tecrübe, Uygurların hiçbir zaman tamamen asimile edilemediğini, bundan sonra da edilemeyeceğini göstermektedir. "Radikallikle mücadele" adına, bütün bir halkın tarihi, milli ve dini kimliğinin kodlarıyla oynamak, Çin'e başarı sağlamayacaktır. Baskının şuuraltında uyandırdığı nefret, Uygurlarda bağımsızlık düşüncesinin sürekli canlı kalmasının en önemli sebeplerindendir.
İslam'ı Çinlileştirmek siyaseti ve bunun için atılan çeşitli gülünç adımlar da yine aynı şekilde Çin açısından yenilgiyle sonuçlanacaktır. İslam, tabiatı icabı herhangi bir coğrafyadan, sınırdan veya siyasetten bağımsızdır; yapılan bütün tanımları ve etrafına konulan bütün bariyerleri aşar ve yine İslam olarak kalır.