“... Ahmaklığın dört alameti vardır. Kendi ayıbını görmeyip de başkalarının kusurunu aramak. Gönlüne cimrilik tohumu saçtığı halde cömertlik ummak… Adeti huysuzluk olanın işi daima nefret kazanmaktır. Kötü huy, tende canın belâsıdır. Huysuz kişi insandan sayılmaz...”
Can tenhasına çekildim seninle. Ellerimi yüzüme sürdüğüm vakitlerde hayırla yad ederim ismini. Başımız önde bir davet vaktinde yalvarmışız yanyana yanayana … İmanım kadar severim her kutlu vakti seninle… bundandır ki kalabalıklara karışır kimi duamız. Dudaklarından dökülen dua kalbimizde asılı . O öyle buyurmuştu hani bize duyurmuştun ‘ Fezkuruni ezkurkum veşkuru li ve la tekfurun. (Öyleyse beni anınız ki ben de sizi anayım. Bana şükrediniz, bana nankörlük etmeyiniz.)‘ Bir sonsuz Amin avuçlarımızda …
Herkesin hünerini sergilediği bu pazarda
Cambaz olmadan hiç bir ipe
Korkmadan burkulmadan baksam suretine,
Güneş Ay devri daiminde
Bulutlar sonsuzluğa seferinde
Hani uyansam o rüyadan...
Süzüle Süzüle uçan Kuşlara inat
Aheste koşarken,
Aheste koşarken kısacık yolu yıllarca
Tez varsam diyeceksin 'Ne de geç geldin!'
Geç varsam diyeceksin 'Ne de tez geldin!'
Hani uyansak o rüyadan
Korkmadan burkulmadan...
Gönlümün kuyusundan bakarken gökyüzüne en parlak yıldızın izinde. Pusulası şaşmayan yolcular geçiyor gözlerimden. Muhabbetin olmadığı bir Dudak yetmiyor gönül testisini doldurmaya. Çılgınca akıp giden bir Çağlayanın altında bir damla suya hasret soluyor ömrüm...