Birçok şey kimsesiz bir çocuk gibi sahipsiz bırakılıyor dünyanın ayazında; söylenemeden durulamamış bazı ürkek sözler, hiç söylenmeden söylenmiş kadar olunan kelimeler, dışarıya taşmasını engel olunamamış duygular, tek başına saklanamadığı için kırk kat mahremiyet bohçasına sarılarak emanet edilmiş sırlar, kanaması durdurulamamış yaralar, ertelenmekten ve ötelenmekten yorulmuş hayaller, cana ve tene düşen gölgeler, iç titreten ürküntüler, yenilgiler, yorgunluklar, can atıcı geri çekilmeler, vazgeçmeler... İnsan coğrafyasının, istenmeyen bir eşya gibi sessizce yol kenarına bırakılıverilen girinti ve çıkıntıları bunların hepsi... Yok saymakta ısrar ettiğimiz için öz haritalarımızı kabataslak bir karalamaya dönüştüren ayrıntıları hayatlarımızın... Eksiğiz diyoruz ya hep, tamamlığı gözümüz hiç kesmediğinden...