Birgül Erbağı

Müslümanların güzel gördüğü şeyin, Müslüman olmayan bir dünya, bir çevre, bir makam tarafından belirlenmiş bir şey olmaması gerektiği hususunda sabit bir fikre sahibim. Müslümanlar estetik ölçülerin timsali olmalıdırlar ki Müslümanların güzel gördüğü şey Allah indinde dahi güzel olsun. Yani, eğer o Müslümanın güzel gördüğü şey aslında ona bir gayr-i Müslim tarafından "güzeldir" diye dayatılmış ise özü itibariyle ödünç alınmış bu değer yargısını Müslümanların güzel gördüğü şey olarak kabullenmeliyiz.
Sayfa 92·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her şey bir bağ içindir, bağlanmak içindir. En güzel bağ da Allah'la kurduğumuz bağdır. Ve bu bağ, sadakatle, sadakayla olur. Eğer yaptığımızı gerçekten sadakatin bir uzantısı olarak yapıyorsak da bunun âlâyişini, nümâyişini bir kenara bırakmamız akıl işi. Delicd görünse de akıllı işi. Onun için akıllıdeli, deliakıllı olmak o kadar da kötü bir şey değil.
Sayfa 90·Kitabı okuyor
Yani Müslüman olmak aslında âşık olmak gibi bir şey. Âşık olan insan nasıl hep sevgilisinin iyi durumda olmasını isterse, Müslüman olan insan da, diğer bütün insanları sevgilisi gibi gören bir adam olacak.
Sayfa 88·Kitabı okuyor
Eğer bir ülkede birtakım işler iyi yapılmıyorsa, bazı kişilerin hakkı verilmiyorsa bu demektir ki o bozuk işleri Allah'a inanmayan kimseler yapıyor. Bu vargımızı daha da ileriye götürebiliriz. Yani bir ülkede birtakım makamları, bunlar ister meslekî örgütlerdeki makamlar olsun, ister siyasi örgütlerdeki makamlar olsun, birtakım makamları ehil olmayan insanlar işgal ediyorsa, burada cehennem korkusu taşıması gerekenler hem o makamların üstündekiler, hem o makamları dolduran kimseler, hem de o makamın altında kalanlardır. Yani, ehil olmayan bir insanın emrinde çalışmak felaket, bir makamı o makama lâyık olmayan bir insanın işgal etmesi felaket, ehil olmayan bir insanı oraya tayin etmek veya seçmek bir başka felaket! Dolayısıyla bunu ister bir eşyanın imali için, ister o eşyanın ticaret konusu edilmesi için, ister birtakım idari emirlerin, ister birtakım adli kararların verilmesi için hesaba katalım. Hepsinde "ehliyet"in olup olmadığını sorgulamamız şart. Bir bakıma, Müslüman bir tolum demek, insanların sorumluluk, adalet, haysiyet ve diğerkâmlık konusunda billurlaşmış şahsiyetler olmaları halinde huzur bulunabilecek bir toplum demektir.
Sayfa 82·Kitabı okuyor
Kader inancına göre, hiçbir vak'a, hiçbir teşebbüs, hiçbir niyet yoktur ki, Allah'ın bilgisi ve hükmü dışında olsun. Her şey, O "ol" dediği için olmuş ve olmaktadır ve olacaktır. Kötü, iyi, çirkin, güzel, doğru, yanlış hepsi O'nun yarattığı bir örgünün çeşitli yönleri ve renkleridir. Allah'a inanan, O'nun tekliği, eşsizliği, ortaksızlığına inanan bunu kabul edecektir.
Sayfa 40·Kitabı okuyor