Uzak yakın komşuların hepsi de evimize toplanmış, çalköşe oturuyorlardı derin bir suskunlukla. Bu son görevleriydi onların, uğurluyorlardı sanki. Her gün bir bölümünü daha azar azar yitirdikleri ortak bir duyguyu, kaçıncı kez yaşıyorlardı kim bilir? Bir gün böyle değil de, bu insanların da birbirlerine yabancı olacağını, bu gidişle, birisinin acısının ya da sevincinin ötekini ilgilendirmeyeceğini düşünemezdim bile. Meğerse hepimiz bir akıntıya kapılmışız da gidiyormuşuz haberimiz yokmuş. Kadını erkeği, yaşlısı genci böyle bir çözülme, çürüme içinde olduğumuzdan habersiz, acımıza katılmak için toplanmışlardı. Bu insanların arasında geçmişti acı tatlı günlerim. Kimisinin sığırını davarını gütmüş, kimisine gündeliğe gitmiş, ekinlerini ve bağlarını beklemiştim.