Birgül Erbağı

Bu kez beklenen bir konuk olarak değil, bir acıyı paylaşmaya gidiyordum. Daha şimdiden kollarımın kökten kırıldığını hissediyordum.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Toprak kokusu, bitki kokusu, ot kokusu, meyve kokusu sardı her yanımızı. Anne kokusu ve sayrı, terli bir baba kokusu! İlaç kokusu!
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Uzak yakın komşuların hepsi de evimize toplanmış, çalköşe oturuyorlardı derin bir suskunlukla. Bu son görevleriydi onların, uğurluyorlardı sanki. Her gün bir bölümünü daha azar azar yitirdikleri ortak bir duyguyu, kaçıncı kez yaşıyorlardı kim bilir? Bir gün böyle değil de, bu insanların da birbirlerine yabancı olacağını, bu gidişle, birisinin acısının ya da sevincinin ötekini ilgilendirmeyeceğini düşünemezdim bile. Meğerse hepimiz bir akıntıya kapılmışız da gidiyormuşuz haberimiz yokmuş. Kadını erkeği, yaşlısı genci böyle bir çözülme, çürüme içinde olduğumuzdan habersiz, acımıza katılmak için toplanmışlardı. Bu insanların arasında geçmişti acı tatlı günlerim. Kimisinin sığırını davarını gütmüş, kimisine gündeliğe gitmiş, ekinlerini ve bağlarını beklemiştim.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Gül yapraklarında soğuk, duru damlalar olurdu. Tavandan güller ağardı üzerimize. Birbirlerine karışarak uçuşurlardı havada sarı kırmızı güller. Babam, Yâsin okurdu. İşte o zaman bir gülcengi başlardı odada. Yorganı göğsüme kadar indirirdim; güller dökülürdü üzerime; göğsüm, yüzüm, gözüm, boynum güllerle dolardı. Babamın elindeki Kitab'ın sayfalarından boşanırdı gül sağanakları. Bastırdıkça bastırırdı sarı kırmızı gül yağmurları. Bırakırdım kendimi gül serinliğine ve gül derinliğine. Güller, ellerimden tutup çekerdi düşlerin enginliğine.
Sayfa 27·Kitabı okuyor

Birgül Erbağı

, bir kitabı okumaya başladı
Hüseyin Su
8/10 · 57 okunma