"Çok gülüyormuşum; arkadaşlarım öyle söylüyor. Özellikle bu aralar çok gülüyorum. Elimde değil ki... Kime anlatayım ben derdimi? Kime diyeyim şu sıralar yıkık, perişan olduğumu? Her şeyi uçlarda yaşıyorum; ya çok gülüyorum ya da durup dururken ağlıyorum.
İçimde keşkelerle dolu bir yer var. Kara delik gibi her keşkem... 'Şöyle olsaydı', 'böyle olsaydı'lar... 'Ben mi suçluyum?' diyen yanım, 'Boş ver, git' diyen yanım... 'Delisin sen, akıllanmazsın' diyen tarafım, 'Ağla kız, çekinme' diyen yanım... Yani o kadar karmakarışığım ki. Zaten ben dedemin taziyesinde de gülmüştüm; sanki ardından günlerce ağlamayacakmışım gibi...
Şimdilerde bir salyangozun hayatını yaşıyor gibi hissediyorum. Gidiyorum, gidiyorum ama varamıyorum. Arkamda ışıltılı izler bırakıyorum ama kendimden eksile eksile..."