1indar

1indar
@Biricik2009
Kusur arıyorsan tüm aynalar senindir.... Sosyal bir asosyal... Huzuru seven ama çabukta canı sıkılan.. Kız çocuğuna bayılan ama oğulları sayesinde ayılan bir anne... Evli
Amor Fati
Puan vermedi·416 syf.··
2026 2. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 00:42
Kitabın başında, bir erkeğin duygularına ve öz benliğine nasıl bu kadar hükmedemediğine şahit olduğumda epey kızmıştım. Sıkça bahsettiğimiz sadakat kavramı gerçekten sadece şiirlerde mi yaşıyor, kitaplarda mı kalıyor yoksa sadece zihinsel dağarcığımızda yer alan soyut bir kelime mi? Diye çok düşündüm. Kitabın pek çok yerinde öfkelendiğimi, hatta okumayı bırakmak istediğimi itiraf etmeliyim. "Hepiniz olmasa da çoğunuz aynısınız" şeklindeki önyargılı düşüncelere kapıldığım anlar oldu. Ancak kitabın isminden de anlaşılacağı üzere; Nietzsche ve Freud'un hocası kabul edilen Dr. Josef Breuer'in felsefi ve psikolojik çözümlemeleri arasında kendimizi bulduk. Kanaatimce, her okurun kendinden bir parça bulabileceği nitelikte bir eser. Başarılı mı? Son derece başarılı. Okunur mu? Gayet iyi hemde.. "Yazgını sevmezsen ne çevreni ne de kendini sevebilirsin" felsefesi, kitabın ana iletisini oluşturuyor. Eğer bu kitaptan tek bir cümle feyz almak gerekiyorsa, bu kesinlikle şu öğreti olmalı: "Amor Fati" (Yazgını sev). Herkesin hayatından bir pay çıkarabileceğine inandığım bu kitabı, tüm edebiyatseverlere gönül rahatlığıyla tavsiye ediyor ve keyifli okumalar diliyorum.
1000Kitap
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir ben ki "Ene" benden fazlası var "Ene'de
9/10
·256 syf.··
2026 1. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 00:06
İyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri oldu sevgili Ene. Yazarın dili, konusu ve akıcılığı gayet iyi; fazlasıyla başarılıydı. Hikâyenin büyük bir kısmına aşina olmama rağmen öyle güzel ve yalın bir dille anlatılmıştı ki gerçekçiliği adeta yüzüme vuruluyordu. Beni içine öyle bir çekti ki kendimi gerçek hayattan izole olmuş olarak bile buldum bir kaç yerinde. Ene, insanın kendine kurduğu en ikna edici yalanı işaret ediyordu belki de. Okurken resmen kitaptan kaçtım; çünkü bazen insan gerçekleri bu kadar açık duymayı hazmedemiyor. İnce ince işliyor içine. İnce ince sizi ele geçiriyor bu kitap. Anlatmıyor; yüzleştiriyor. Ne kadar elinden bıraksan da okumasan da günlerce kitabı kaçamıyorsun, çünkü kaçtığın şey sensin. Ene, kaçtığın seni sana anlatan bir kitap. Böyle ayaküstü, iki arada bir derede, çerez niyetine okunacak bir kitap asla ama asla değil. Hatta kitaba ilk başladığımda yürüyordum. Cümleler o kadar beni etkiledi ki yürümeyi bırakıp durdum. Bir kitabın insanı yürürken durdurması kolay değildir; ama bazı cümleler vardır, devam etmeyi değil, anlamayı ister. Oturup idrak etme ihtiyacı hissettim. Sonra cümleler o kadar beni anlatıyordu ki… O kadar kuvvetliydi ki; o mu beni manipüle ediyordu, ben mi kitabı, bilemedim. Doğru söylüyordu, doğruyu gösteriyordu ama ben inanmak şöyle dursun, kendi kendime “olmaz” diye de ekliyordum. Ardından “haklı” diyerek yine kendi kendime tezimi çürütüyordum. İnsanın kendisiyle tartışmasının ne kadar yorucu ama ne kadar gerekli olduğunu fark ettim. İnsanın kendiyle mücadelesini anlatan bu kitap gerçek değerini görüyor mu, tartışılır. Ama bana göre tartışmasız herkesin okuması gereken bir kitap. Çünkü bu kitap, insanın karanlıkla aydınlık arasındaki o ince çizgide ne kadar savrulabildiğini hatırlatıyor. İlmek ilmek içine işleyerek
1000Kitap
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,5bin okunma
Kendimi niye bu kitabı okuyorum diye fazla sorguladım
Puan vermedi·160 syf.··
2025 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2025 07:51
Aylak Adam, ilk sayfadan itibaren okurunu depresif ve nevrotik bir atmosferin içine çeken bir kitap. Olay örgüsünü anlamanız biraz uzun sürse de, ruh halini fazla iyi anlatıyor ve aktarıyor. Yazarın dili bana , akşam ezanı ile günün tamamen kararması arasındaki o kasvetli zaman dilimini andırıyor; ne aydınlık ne de tam karanlık. Bu ikili ruh hali, romanın geneline hâkim bence. Başkahramanın bir ismi dahi yok; yalnızca Bay C. Anonimleşmiş bu kimlik, aslında onun yaşadığı içsel kaosu ve kimlik bunalımını daha da görünür kılıyor. Geçmiş travmalarının gölgesinde gerçek sevgiyi arıyor fakat kendi zihninin labirentlerinden çıkamıyor. Bir yandan mutluluğu istiyor, diğer yandan buna kendisi engel oluyor. Az kızmadım değil yani.. Roman, Bay C.nin kendi kendisine kurduğu engelleri ve içsel çatışmalarını başarılı bir şekilde yansıtıyor. Ancak aynı zamanda kurgunun fazlasıyla karışık ve yorucu oluşu, okurda bıkkınlık hissi de uyandırabiliyor. Kitap boyunca gerilimin dozu sürekli hissediliyor fakat bu, yer yer okuma keyfini gölgeleyen bir kasvet olarak da öne çıkıyor, arada merakta da bırakıyor. Son bölüm okurda net bir tatmin bırakmıyor; daha çok ekşi bir tatla bitiyor. Bu durum kimileri için romanın gerçekçi tarafını güçlendiriyor olabilir ama çoğu insanda dediğim gibi buruk bir tat bırakmıştır. Ben kitabı belli aralıklarla 4 günde bitirdim. Kısa olması sebebiyle yarım bırakmadım ama üzerimde bıraktığı his, sanki aylarca sürüyormuş gibiydi. Sonuç olarak, Aylak Adam psikolojik derinliği güçlü fakat kasvetli dili nedeniyle herkese hitap etmeyebilecek bir roman. Okuyanlara şimdiden keyifli okumalar...
1000Kitap
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771,1bin okunma
Ah Jake, benim üzümlü kekim..
7/10
·816 syf.··
2025 7. kitabı
·
182 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 23:34
Stephen King’in en çok okunan ve diziye uyarlanan eserlerinden biri olan 11/22/63, zamanda yolculuk temasını ustalıkla işleyen, merak uyandırıcı bir roman. Kitabı okumaya başlama hikâyem ise biraz ilginçti. Erkek kardeşim, kitabın meşhur dans sahnesini storysinde paylaşmıştı. Hangi dizi olduğunu sorduğumda, “Mutlaka izlemelisin, abla.” demişti. Dizinin bir kitaptan uyarlandığını öğrenince, fantastik hikâyeleri ve zamanda yolculuk temasını sevdiğimi bilen kardeşimin ısrarıyla kitabı okumaya karar verdim. Üstelik diziyi izlemeden önce… Çünkü eserin ilk hâlini merak ediyordum.( Ve kesinlikle dizisini de izleyeceğim.) İtiraf etmeliyim ki, ilk başlarda kitabı yarım bırakmıştım. Açıkçası, giriş kısmı biraz ağır ilerliyordu. Ancak içimde bir hırs oluştu ve kitabı tamamlamaya karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım! Çünkü sonrasında beni içine çeken ve bir türlü bırakamadığım bir hikâye ile karşılaştım. Merak ettiğim pek çok soruya cevap bulurken, özellikle finalin nasıl bağlanacağını büyük bir heyecanla bekledim. Sonu beni tatmin etti mi? Kesinlikle! Ama “Keşke…” demeden de duramadım. Kitabın beni en çok etkileyen yanlarından biri, gerçekten yaşanmış bir suikast olayını temel almasıydı. Stephen King’in bu konuda yaptığı detaylı araştırmalar, suikastçının yaşadığı yerlerde zaman geçirmesi ve elde ettiği notlar, hikâyeye sıradan bir kurgu olmanın ötesinde tarihî bir derinlik kazandırmış. Bu da eseri çok daha özel hale getiren unsurlardan biri. Gelelim konusuna… Ana karakterimiz Jake, bir öğretmen. Bir gün, “Tavşan Deliği” adı verilen bir geçiş portalı aracılığıyla geçmişe gitme fırsatı buluyor. Görevi, 1963 yılında gerçekleşen Kennedy suikastını engellemek. Ancak her değişimin beklenmedik sonuçları olacağının farkında mıydı acaba? İşte romanın asıl büyüsü burada başlıyor.
22/11/63Stephen King · Altın Kitaplar · 20214,177 okunma
10/10
·76 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 23:49
Şiir okumayı severim ama her şiir kitabı beni aynı şekilde etkileyemez. Didem Madak’ın Ah’lar Ağacı ise bambaşka bir deneyimdi. İlk sayfasından itibaren beni içine çekti; sanki onun iç dünyasına, en kırılgan yanlarına misafir oldum. Kitabı bitirmemek için resmen direndim; çünkü ne kadar yavaş okursam, o kadar çok tadını çıkaracağımı biliyordum. Yaptığım alıntılar da gösteriyor ki, bu kitap benim için sıradan bir okuma değildi; adeta bir ruh yolculuğuydu. Didem Madak’ı ilk kez "Siz Aştan N'anlarsınız Bayım* şiiriyle tanımıştım. O günden beri şiirlerini severek okuyorum ve herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Çünkü onun şiirleri, yalnızca kelimelerden ibaret değil; her biri bir hatıranın, bir duygunun, bir kaybın yankısı. Bu kitap, yalnızlığı, anlaşılma arzusunu ve kaybetme korkusunu ince ince işliyor. Ama Didem Madak’ın hüznü boğucu değil. Acıyı öyle bir anlatıyor ki, içinde buruk bir gülümseme gizli. Sanki en derin yaralarını açıp gösterirken, “Bak, bunlar benim” diyor ama trajediye boğulmamıza izin vermiyor. Bir çocuğun saf gözleriyle, en ağır duyguları anlatıyor. Onun dünyasına adım atmak, sadece bir şiir kitabı okumak değil; bir insanın iç dünyasına tanıklık etmek. Ah’lar Ağacı, Didem Madak’ın en samimi, en sarsıcı eserlerinden biri. Onun kelimeleri, hepimizin içinde bir yerlerde saklı olan duygulara dokunuyor. Eğer şiirin, yalnızca dizelerden değil, ruhun en derinlerinden gelen bir fısıltı olduğunu görmek istiyorsanız, bu kitabı mutlaka okuyun. Ben tereddütsüz on yıldız verdim ve herkese şiddetle tavsiye ediyorum.
1000Kitap
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,3bin okunma