Şiir okumayı severim ama her şiir kitabı beni aynı şekilde etkileyemez. Didem Madak’ın Ah’lar Ağacı ise bambaşka bir deneyimdi. İlk sayfasından itibaren beni içine çekti; sanki onun iç dünyasına, en kırılgan yanlarına misafir oldum. Kitabı bitirmemek için resmen direndim; çünkü ne kadar yavaş okursam, o kadar çok tadını çıkaracağımı biliyordum. Yaptığım alıntılar da gösteriyor ki, bu kitap benim için sıradan bir okuma değildi; adeta bir ruh yolculuğuydu.
Didem Madak’ı ilk kez "Siz Aştan N'anlarsınız Bayım* şiiriyle tanımıştım. O günden beri şiirlerini severek okuyorum ve herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Çünkü onun şiirleri, yalnızca kelimelerden ibaret değil; her biri bir hatıranın, bir duygunun, bir kaybın yankısı.
Bu kitap, yalnızlığı, anlaşılma arzusunu ve kaybetme korkusunu ince ince işliyor. Ama Didem Madak’ın hüznü boğucu değil. Acıyı öyle bir anlatıyor ki, içinde buruk bir gülümseme gizli. Sanki en derin yaralarını açıp gösterirken, “Bak, bunlar benim” diyor ama trajediye boğulmamıza izin vermiyor. Bir çocuğun saf gözleriyle, en ağır duyguları anlatıyor.
Onun dünyasına adım atmak, sadece bir şiir kitabı okumak değil; bir insanın iç dünyasına tanıklık etmek. Ah’lar Ağacı, Didem Madak’ın en samimi, en sarsıcı eserlerinden biri. Onun kelimeleri, hepimizin içinde bir yerlerde saklı olan duygulara dokunuyor.
Eğer şiirin, yalnızca dizelerden değil, ruhun en derinlerinden gelen bir fısıltı olduğunu görmek istiyorsanız, bu kitabı mutlaka okuyun. Ben tereddütsüz on yıldız verdim ve herkese şiddetle tavsiye ediyorum.