Gülce’nin babası, o daha çocukken şehit olmuştur. Bunun üzerine annesi, çocuklarından bir söz ister: Oğlu asla asker olmayacak, kızı da hiçbir zaman bir askerle evlenmeyecektir. Ancak hayat, annesinin planladığı gibi ilerlemez ve Gülce, bilmeden kalbini bir askere kaptırır.
Yaz tatili için adaya gelen Gülce, lise yıllarında hoşlandığı Sancak’ın askerden döndüğünü öğrenir. Fakat Sancak ile abisi arasında yaşanan kavga sonrası Gülce ondan uzaklaşır ve hislerini içine gömer. Küçük bir yerde yaşamaları ve ortak arkadaş çevreleri nedeniyle sürekli karşılaşırlar. Üstelik Sancak’ın da ona karşı bir şeyler hissettiğini fark eden Gülce, kendini yeniden ona çekilirken bulur. Ta ki buluşacakları gece Sancak’ın haber vermeden çekip gitmesine kadar…
~~~Yorumum~~~
Oldukça akıcı bir hikâyeydi. Bir günde bitirdim. Tatlı, çerezlik ve kafa dağıtmalık bir kitaptı. Konusunu ve atmosferini sevdim. Küçük mahalle ortamı, arkadaş grubu, deniz, kum ve güneş havası kitabı daha keyifli hale getirmişti.
Kitapta en çok Gülce’nin annesine sinir oldum. Tek başına iki çocuk büyütmek elbette zor ama bunu bu kadar baskıcı olmadan da yapabilirdi. Gülce’den sürekli ders çalışmasını, saçma kitaplar okumamasını ve sevgili yapmamasını istiyor. Özellikle mahalleden biriyle birlikte olmasına aşırı karşı çıkması çok bunaltıcıydı. Kızını resmen sıkboğaz ediyordu.
Ayrıca komşularıyla ve özellikle Sancak’ın ailesiyle neden bu kadar kötü oldukları tam açıklanmadı. Yazarın o konuya biraz daha değinmesini isterdim.
Gülce’nin abisine de bazı yerlerde çok sinir oldum. Özellikle Sancak’a yaptıkları gerçekten sinir bozucuydu. Kardeşini korumaya çalışmasını anlıyorum ama bu konuda Sancak’ın harcanmasına üzüldüm.
Bir de Buket… Onun adına gerçekten kalbim kırıldı.
Kitabın en sevdiğim yanı ise olayların gereksiz