İman etmekle birlikte Allah'ın yoluna girmiş bulunuyoruz. Henüz yeniyken, yolun tabiatına dair hikmet, basiret ve ferasetten yoksun oluruz.
İlerleyen süreçte geriye bakıp bazı pişmanlıklar yaşarız: "Şunu şunu bilseydim şunları yapmazdım. Şunu anlamış olsaydım şu işe girişmezdim... gibi düşünceler geliştiriyoruz. Pek çoğumuz bireysel eğitimimiz, aile ilişkilerimiz, arkadaşlıklarımız, davet usulümüz, Rabbimizle ilişkimiz veya tabi olduğumuz topluluklara dair "Ah, şunu bilmiş olsaydım!" diyerek üzülüyoruz. Bu çalışma, böylesi bir sancının ürünüdür..
İman ettim ve ne yapmam gerekiyor?
Kimi dinlemem gerekiyor?
Hangi adımları atmam gerekiyor?
Diyen herkese nasihat niteliğinde yazılmış, değerli bir kitap..
Sosyal medya mı bizi kullanıyor, biz mi sosyal medyayı? Eğer sosyal medyayı imanımızı arttırmak, salih amel işlemek, Allah'ı (cc) zikretmek ve zulme uğrayanlara destek olmak için kullanıyorsak biz sosyal medyayı kullanıyoruz demektir. Şayet sosyal medyada bir şeyleri teşhir ediyor, teşhir edilenleri izliyor, vakit öldürüyor ve şer'i ilkelerden uzak linç kültürüne iştirak ediyorsak sosyal medya bizi kullanıyor demektir. Yani? Yanisi şu: Yüce Allah bizi cahiliyeden kurtardıktan sonra biz, nimete nankörlük etmiş, yeniden cahiliyeyi hayatımıza sokmuşuz demektir. Cahiliyenin gönüllü davet edildiği bir kalbe kulluk, iman ve salih amel ağır gelir. Zira kalbin iklimi, sayılanlara uygun değildir. Teşhircilik, röntgencilik, vakit öldürme ve kul hakkıyla kirlenen bir kalp; kulluk ikliminden uzaklaşır. Böyle bir kalp katılaşmaya, gaflete, Rabbinden uzaklaşmaya müsaittir.
.
Ka'b ibni Malik'ten (ra) rivayet edildiğine göre Allah Resülü (as) şöyle buyurmuştur:
"Alimlerle tartışıp boy ölçüşmek veya avam (ayaktakımı) kimselerle mücadele etmek veya halkın dikkatini kendine çekmek için ilim tahsil eden kişiyi, Allah cehenneme atacaktır."