Zihne girdiğinde ruha değen her yeni bilgi, beden toprağını hareketlendirir, küçük çaplı kıyamet meydana getirirdi. Ne vakit taşlar, olmasi gereken yere oturur, toprak o zaman dinginleşirdi. Bir kere yerinden oynayan taş asla eski yerine dönemezdi. Toprak, çıkan taşın yerini hemen doldurur, dönse bile tekrar yerleşmesini engellerdi. Tekâmülünde ilerlemenin tanımı, tam olarak böyleydi. ilerleyemeyen; taşları yerinden oynamayan, oynatmak istemeyen, direnendi.
Direndikçe beden toprağında aynı yer eşelenir, eşelendikçe olduğu yer yıpranır, yıprandıkça o alan nefessiz kalır, çürümeye başlayarak hastalık üretirdi.
Vakti geldiğinde, yerini neye bırakacağını bilmeden öylece çekip gitmen gerekirdi. Bazen kendin bazen hislerin bazen düşüncelerin bazen de kapladığın yerin…