İkibinbeşyüzyıl önce Yunanistan'da tıp tanrılardan birinin ayin ile tatmin edilmesinin bir epilepsi nöbetinin tedavi edilebileceği fikri büyüsel düşünmeydi.
Yunanlar ve diğer kültürlerden insanlar ayinlerini yapınca hastaların bir kısmı hastalığın sınırlı süresinden veya kendi bağışıklık sistemlerinden dolayı iyileşiyordu
Ama hastalara ve sevdiklerinie göre bu tanrıların tatmin olduğu anlamına geliyordu.
Hasta ölüncede Tanrılar o kadar kızgındı ki elden bir şey gelmezdi, demek oluyurdu.
Bu düşünme şekli insanın örüntü adı verilen büyük gücünün ve zayıflığının bir yan ürünüydü.Epilepsiye tanrıların hiddetinin neden olduğu inancı bağıntının nedensellikle ve insanlar kendini aciz hissedince baskın gelen hüsnükuruntuyla karıştırılmasıydı
Antik Yunan medeniyetlerinde ilaç olarak kullanılan bitki ve mineraller yoktu demeyelim fakat epilepsi kadar gizemli bir hastalık için ancak tütsü yakıp dua edebiliyorlardı, hastalığın beyinle ilgisi olduğunu bile bilmiyorlardı ve sonra hipokrat geldi. Hipokrat hastalık ve yaralanmaların sebebinin öfkeli tanrılar olduğu düşüncesini reddetti ve şöyle yazdı,
Doktor hastanın tamamını diyetini ve çevresini incelemelidir, En iyi doktor hastalığı önleyebilendir, Doğal bir sebebi olmadan hiç bir şey meydana gelmez