Taylan Gürbüz

Taylan Gürbüz
@Biyofili
Bu yaşam görüşünde ihtişam var! - Charles Robert Darwin Biyoloji, kimya, biyokimya, evrimsel biyoloji, abiyogenez, biyogenez, mikrobiyoloji ve etoloji. Bilgi, paylaştıkça kullanışlı ve işe yarar olur. İnstagram: biyofilii
Öğrenci
Üniversite
İstanbul
İstanbul, 20 Nisan 2001
9 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
İnançlar ile sol alt şakak girusunun ilişkisi
Marjaana Lindeman ve arkadaşları, kendilerini batıl inanç sahibi olarak tanımlayan on iki kişi ve şüpheci on bir kişi üstünde fMRI taraması gerçekleştirdi. Katılımcılara kritik bir durumu hayal etmeleri söylendi (kısa süre sonra işsiz kalmak ya da partnerlerinden ayrılmak gibi) ve daha sonra bu kişilere “cansız nesnelerin ve doğanın duygu yüklü fotoğrafları” gösterildi (örneğin birbirine bağlı iki kırmızı kiraz). Batıl inançlılar gösterilen resimde kişisel durumlarının nasıl çözüleceğinin ipuçlarını ve işaretlerini gördüklerini bildirdi; hayal edilen şey ilişkinin bozulmasıysa sorun ortadan kalkacaktı, çünkü birbirine bağlı iki kiraz sağlam bağlar ve bağlılık simgeliyordu. Tahmin edeceğiniz gibi şüpheciler bunu yapmadı. Araştırmanın ilginç tarafı şu ki, fotoğrafları görmek tüm katılımcılarda sol alt şakak girusunu aktive etti, bu bölge imge işlemeyle ilişkilidir. Batıl inançlılarda, şüphecilerle karşılaştırıldığında sağ alt şakak girusunda çok daha az aktivite gözlendi. Bu bölge bilişsel bastırmayla ilişkilendirilir, yani bilişsel süreçleri düzenler ve azaltır. Bu durumda bu bölge mantık dışı örüntüler ve bağlantılar oluşturmaya neden olan etkinliği bastırıyor olabilir, bu da bazı insanların akıldışı ya da olasılık dışı olaylara inanmakta hızlı, bazılarının da ciddi şekilde ikna edilmeye muhtaç olduğunu açıklayabilir; eğer sağ alt şakak girusu zayıfsa, beyinde akıldışı eğilimler gösteren süreçler daha büyük etki sahibi olabilir.
Kategori: Çıkarımlarım·Kitabı okuyor
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hiç yoktan bağıntı bulma durumu; apofeni
Hiç yoktan bağlantılar bulma deneyiminin bir adı da var: Apofeni. Örneğin yanlışlıkla iç çamaşırınızı ters giyer ve sonra da kazı kazanda ikramiye kazanırsanız, bu olaydan sonra kazı kazan satın alırken iç çamaşırınızı ters giyerseniz, işte bu apofenidir; iç çamaşırınızın yönünün bir kazı kazan kartının değerini etkilemesi imkânsız ama siz deseni gördünüz ve bunu izliyorsunuz. Benzer şekilde birbiriyle alakasız iki ünlü kişi bir ay içinde doğal yollarla ya da kaza sonucu ölürse bu trajiktir. Ama bu iki kişiye bakar ve ikisinin de belli bir politik kurum ya da hükümete karşı eleştirel bir tutum içinde olduğunu görerek suikasta kurban gittikleri sonucuna varırsanız, bu apofenidir. Basitçe söylersek, herhangi bir komplo ya da batıl inancın kökenine inmeye çalıştığımızda alakasız olaylar arasında anlamlı bir ilişki inşa etmiş birisini bulabiliriz.
Kategori: Çıkarımlar·Kitabı okuyor
1000Kitap
Sahte anılar
Ya işler raydan çıkarsa? Beynin bellek sistemini ne kesintiye uğratabilir? Egonun belleğinizi çarpıtabileceğini ama gerçekte olmamış olaylar için hatıralar yaratacak şekilde çarpıtmasının çok nadir olduğunu biliyoruz. Bu sizi rahatlatma çabasıydı. Şimdi bunun asla olmayacağını söylemediğime işaret ederek tersini gösterelim. “Sahte hatıraları” ele alalım. Sahte hatıralar çok tehlikeli olabilir, özellikle de korkunç bir şeyin sahte hatıralarıysalar. Korkunç hatıralar (sözüm ona kazayla) yaratmışa benzeyen hastalardaki bastırılmış hatıraları “açığa çıkarmaya” çalışan muhtemelen iyi niyetli psikologlar ve psikiyatrlarla ilgili örnekler bilindiktir. Bu, su kaynaklarını zehirlemenin psikolojik dengidir. Bunun en endişe verici tarafı, kafanızda sahte hatıralar yaratılması için psikolojik sorunlar yaşıyor olmanız gerekmemesidir, neredeyse herkesin başına gelebilir. Birisinin sadece konuşarak beynimize sahte hatıralar ekebilecek olması biraz gülünç gelse de nörolojik olarak o kadar da gerçekdışı değildir. Görünüşe göre dil, düşünme yöntemimiz için temel önem taşır ve dünya görüşümüzün çoğunu diğer insanların bizim hakkımızda ve bize ne dedikleri üstüne temellendiririz. Sahte hatıralar konusundaki araştırmaların çoğu tanık ifadeleri üstünde yoğunlaşır. Önemli davalarda tek bir ayrıntıyı yanlış hatırlayan ya da olmayan bir şeyi hatırlayan bir tanık nedeniyle masum hayatlar altüst olabilir. Görgü tanığı ifadeleri mahkemede önemlidir ama mahkeme, bu ifadeleri almak için en kötü yerlerden biridir. Genelde aşırı gergin ve korkutucu bir ortamdır ve tanıklık eden insanlar durumun ciddiyetinin tamamen farkına vardırılır, “Doğruyu, sadece doğruyu söyleyeceğime, Tanrı yardımcım olsun” diye yemin ederler. Bir yargıca yalan söylemeyeceğinize yemin ederken evrenin yüce
Kategori: Çıkarımlarım·Kitabı okuyor
1000Kitap
Bellek sistemimiz ne kadar güvenilebilirdir
Aslında beynin bellek sistemlerinin yetersiz olduğu birçok konu var ama nihayetinde gelecekte kullanmak için kafanızda depolanan güvenilir, doğru bilgiye ulaşabilirsiniz. Bu doğru olsa harika olurdu, değil mi? Ne yazık ki “güvenilir” ve “doğru” sözcükleri beynin işleri için nadiren kullanılabilir, özellikle de bellek söz konusuysa. Beyin tarafından ulaşılan hatıralar bazen bir kedi tarafından kusulan kıl yumağına benzer, çok sayıda endişe verici içsel olayın ürünüdürler. Hatıralarımız, kitaplardaki sayfalar gibi bilginin ya da olayların statik birer kaydı olmaktan ziyade, beynin ihtiyaç olarak yorumladığı şeylere uymak üzere devamlı olarak değiştirilir ve düzenlenirler (bunlar ne kadar yanlış olsa da). Şaşırtıcı şekilde bellek epey şekillendirilebilir ve sayısız yolla değiştirilebilir, bastırılabilir ya da yanlış adlandırılabilir. Bu bellek yanlılığı olarak bilinir. Ve bellek yanlılığı çoğu zaman ego tarafından güdülenir. Kimi insanların devasa egolara sahip olduğu açık. Bunlar, sıradan insanları onları öldürtmek için nice incelikli yolun hayalini kurmaya esinlendirdikleri için bile olsa hatırlanmaya değer insanlar. Çoğu insanın korkunç egoları olmasa da bir egosu var, bu da hatırladıkları şeylerin doğasını ve detaylarını etkiler. Neden? Şu âna kadar bu kitap “beyin”den kendi kendine yeten bağımsız bir varlıkmış gibi söz etti, bu yaklaşım beyin hakkındaki çoğu kitap ya da makalede de kullanılır ve mantıksaldır. Eğer bir şeyin bilimsel analizini yapmak istiyorsanız, mümkün olduğunca nesnel ve akılcı olmak ve beyne de herhangi bir organ gibi davranmak gerekir, örneğin kalp ya da karaciğer gibi. Ama öyle değil. Beyin sizsiniz. Ve burada konunun malzemesi felsefi alanlara taşar. Bizler birey olarak kıvılcımlar ateşleyen nöronlar yığınının bir
Kategori: Çıkarımlarım·Kitabı okuyor
1000Kitap