İsterdim ki... Fas'a gideyim, Rabat sahilinde oturayım bir köşeye. Önümde deniz, üstümde gölgelik, sıcak bir rüzgar, ikindi vakti... İzleyeyim denizi, belki elimde bir kahve. Yakından gelen çocuk sesleri, gülüşmeler, ilerletmişim Arapçamı anlıyorum da hani. Namaz vakti gelene kadar kendime izin vermişim sonra eve gideceğim. Bahçesi, ağaçları, sekiz yıldızlı, küçük su havuzu, bir de dostlar geldiğinde yemek yiyeceğimiz tahtadan masası olan eve.
Plastik cerrahiye çalıştığım şu saatte hayal bu ya aslında o tahta masadayım ben.