Bilal

Boğazına kör bir bıçak gibi saplanır heceler. Her harf bir isyana çıkar ve isyanına sığınırsın.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Senin için ölürüm!" diyenlerin içinde seni kaç kez öldür­ düğünü işte o zaman anlarsın. Anlarsın. Islak dualara el açarsın ama öyle sırılsıklamsın ki acıya batarcasma, cehennem değse kurumayacak kadar ıslandığını anlarsın. Ağlarsın. Varsın yokluğun en dibinde kıvranasın. Yoksun ömrünü heba ettiğin varlığın içinde koskoca bir yoksunsun. Sana ait tek şeyin lekeli gözyaşları olduğunu ölümüne susarak anlar­sın.
Kimi sevgi azlığından şikâyet ederken kimi sevilenden sevgi fazlalığından azıyordu. Dünya sevgi çelişkileriyle dolu. Seversin şımanr, seversin ye­ tinmez. Hangi yöne dönersen dön sevgi doyum nedir bilmez. Aldanırsın.
Yüreğinin en derinliklerinden ge­ len kocaman bir isyan! "Neden?" diyordu. "Neden ben? Bu kadar mutlu hisseder­ ken kendimi...
Gelecekten, geçmişi düşünmekten ve insanlara tekrar güvenmekten çok korku­ yordu. Yalnız kalmaktan da çok korkuyordu.