Gelecek, umutlarımızın mı yoksa karabasanlarımızın mı yarını olacak? Özgürlükle mi donanacak, yoksa kölelikle mi? Sonuçta bilim kurtuluşumuzun mu aracı olacak yoksa felaketimizin mi? Bir Yaratıcı'nın aydın yardımcıları mı olacağız, yoksa asi büyücü çırakları mı? Daha iyi bir dünyaya doğru mu gideceğiz, yoksa "dünyaların en iyisine" mi?
Evet, hayattaki her adımda bir hayal kırıklığı, umutsuzluk, aşağılanma yaşıyorsunuz. İnsanın kişiliği bütün bunlardan nasıl olur da örselenmeden çıkabilir? Kimliğinin tehdit altında olduğunu insan nasıl hissetmez? Nasıl, başkalarına ait, başkaları tarafından konmuş kurallara dayanan bir dünyada, kendisinin bir öksüz, bir yabancı, bir asalak ya da bir parya gibi olduğu bir dünyada yaşadığı hissine kapılmaz? Kimilerinin her şeyini kaybettiği, artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığı duygusuyla, tıpkı Samson gibi, binanın, kendilerinin ve düşmanlarının üzerine yıkılmasını dileyecek hale gelmesi nasıl önlenebilir?