Değerli Roketseverler, öncelikle On İki Hayvanlı Türk Takvimi'ne göre Yalpağan Yılı'nın (Dragon's Year) ilk ayında yayınevi değişikliğine rağmen Ruhşen Doğan Nar, azmiyle üçüncü sayıyı çıkararak bizi bir araya getirdi. Ön siparişten geç geldiği için Aralık 2022 baskı tarihi olsa da hepimiz bu ayın içinde okuduk. Üçüncü sayıda kağıt üzerinde güçlü olan Uğur Aydın ve Zeynep Altuntaş'ın öyküleriyle birlikte diğer öyküleri okuyup yorumladım. Gelin birlikte öykü yorumlarıyla hangi öykü beğendiğimi tahmin ediniz;
Makber (Uğur AYDIN); Tek sözle bayıldım diyerek %100 yerli bilimkurgu öyküsünde yakın gelecekte insanlığın yer altında yaşamasıyla birlikte kaybettikleri ise başka yerde gömülü olduğu için onlarla buluşmanın yolu Makber denilen mega vagonla geçmiş ile gelecek arasında paranormal bir yolculukla duyguların dansı eşliğinde kavuşma anılarına doğru giderken en heyecanlı yerde karanlık etrafını sararak o anın nasıl gerçekleştiğini bilemiyorsun. Kenan'ın öyküsü beni çok etkiledi. Makber (Arı Duru Türkçe: Gömüt) teknolojisinin tam olarak neyi amaçlandığını ise okurların düşlerinin güçlerine bıraktı kalem.
Foton Kumbarası (Rıdvan KARLIDAĞ); Küresel çaplı bilimkurgu öyküsünde aslında karadeliklerin ışığı yutan gezegenler olarak betimlediği onlara "Foton (Latince) Kumbarası (Farsça)" [Arı Duru Türkçesi: Işıncık Yaşığı] adı vererek bu tezini savunmak için başarılı insanın soluğu kesen kurguyla savunuyor. Öyküyü okudukça karadeliklerin aslında insan olarak dünyaya gelmeden önce ruh olarak yaşadığımız gezegen olmasın mı? sorusunu ister istermez sordutuyor. Benliğini arayan oraya gittikten sonra organik bedenin bir önem olmadığını da vurguluyor. Zamanı belli olmadığı için kıyamet öncesinde insanların dünya parmaklıklarını kırıp başka gezegenlere gider mi? Orasını anca Tanrı