Öykü seçkisinde distopik yanı ağır basan, bizi toplumsal yok oluşların sınırında gezdiren, hatta bazen bu sınırın ötesine de geçen öykülere ağırlıktadır. Elbette arada şafağın aydınlanır gibi olduğu öykülere de rastlayacaksınız. Ama çoğunda sökecek olan şafak, karanlık... Daha önce başka öykü seçkilerinde okuduğum öykülerden sadece Gebe, seçkinin en iyi öyküsüdür.
Daha önce Karanlıktaki Kadınlar adlı korku-gerilim öykü seçkisinde okuduğum Seran Demiral'ın Gebe adlı öyküsüne yaptığım yorumu yeniden sizlerle paylaşıyorum. Gerilim unsurları içinde barındıran öyküyü kurgu olarak beğenmekle birlikte etik açısından kabul etmediğim bilimsel atılım vardır. Kurguda özgür kadınlar, kendi klonlarını doğurarak anne oluyorlar. Ayrıca annesinin klonu doğuruyor Irmak. Bu iki işlem de yanlış çünkü klon doğurmanın altında dolaylı olarak babası ve dedesiyle zina etmiş oluyorlar özgür kadınlar. Bizleri bir araya getiren anne ve babamızın DNA sentezidir. Böyle bir gelecek yaşasak biz erkeklerin hataları sonucudur. Hatalarımızla onları büyük günaha sürüklemiş oluruz. Tanrı, kadın ile erkeği birbirini tamamlayan yapboz gibi olarak yaratmış. Biri olmadan diğeri olmaz.
Kırmızı Buton (Funda Özlem ŞERAN); %75 olarak beğendiğim distopik öykü; kıyamet koptuktan sonra yeryüzünde makinaların kaldığı bir dönemde geçiyor. Betimlemelerin gücü az olmasına rağmen makinalardan Türk mizahisi sözler duydukça insanın yüzünü güldürüyor ister istermez. Kıyamet koptuktan sonra Dünya, Venüs ve Mars gibi çorak bir gezegen olup olmayacağı belli olmadı için kıyamet anlayışımıza ters düşmemesi gayet normaldır. Makinalar bize Tanrı yada Tanrılar demesinde bir sorun yoktur çünkü onlarda insani duygular olmadığı için onlardan inançlılık beklemek makul değildir.
Demokrasinizi Hangi Boy Alırsınız?