Betiği okumaya başladığım zaman, adının neden Gün Olur Asra Bedel olduğunu çok merak etmiştim ve şimdi kitabı bitirdiğimde bunu anlıyorum. Muhteşem Türk, bu betiğinde bir günde anlattıkları aslında bir yüzyıla sığacak derinlikte ve bunu geçmişe, geçmişte yaşadığı olaylara dönüşler, anımsamalar ile yapıyor. Romanımızın başlarında yer alan tilki, okuyucu olarak gelen misafirine öykü hakkında adeta bir haberci olarak bilgi veriyor. Tilki başına gelebilecek tüm tehlikelere rağmen kendi içgüdüsel doğasını koruyarak, trenlerden atılan ve raylara düşen yiyecekleri tüm olumsuz şartlara rağmen bulmaya çalışıyor. Ne içgüdüsel doğasından vazgeçiyor ne de olumsuz şartlara boyun eğiyor o tüm tehlikelere rağmen kendi doğasını koruyor ve yaşıyor...
Nayman Ana öykücüğüyle SSCB o topraklarda eğitim yolu ile Mankurt vatandaşlar yaratıp kendi kimliklerini unutturup geleneklere bağlı olan halkı sindirmeye çalışmışlığı dile getirmiş dolaylı yolla. Bu olay Sabitcan karakteri ile mankurtlaşmayı yani insanın kendi öz kimliğinden uzaklaşması anlatılmıştır. Sabitcan hikaye içerisinde yaşadığı bölgenin dışında Sovyet yatılı okulunda okumuştur. Geldiğinde ise tamamen öz kültürünü unutmuştur. Hikayedeki bir diğer örnek ise; Edige'nin arkadaşı Kazgangap'ı gömmek için gittiği mezarlıkta karşısına çıkan askerle anadilinde değil de Rus Slavcası konuşmak zorunda kalmasıdır. Kısacası romanda geçen Mankurt efsanesi; toplumun nasıl kendi kültürüne yabancılaştığını ve bunun sonuçlarını gözler önüne serer.
Raymalı Ağa Efsanesi ile siyasi iklimden uzaklaşarak ufak bir mesaj daha vermek istediğini görüyoruz. Bu efsane ile bizlere aşkın insan için ne kadar sonsuz ve kutsal bir olgu olduğunu, tüm engellere rağmen uğruna savaşmaya değecek kadar değerli bir duygu olduğunu vurgulamak istiyor. Bunun yanı sıra